Bir ırkı görünmez kılmak için elinizden geleni yapıyorsanız, bu aslında o ırkı ciddiye alıp varlığını kabul ettiğinizi gösterir. Sansürle, içi boş sözcüklerle sesimizi kısabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz; bu yöntemler yalnızca direnci büyütür, hakikati daha da görünür kılar.
Ben Kürdüm, bunun için ne övünürüm ne de hayıflanırım; bu benim kimliğim. Bu yüzden ırkımı ne küçümsemenize izin veririm ne de aşağılamanıza. Kimlikler bir üstünlük ya da aşağılama sebebi değil, insan olmanın çeşitliliğidir.
Irkımızdan insanların katledilmesine elbette ses çıkaracağız. Bu bizim en temel insani hakkımızdır. Keza Rojava’da yaşananlar bir ırk meselesi değil, doğrudan bir insanlık meselesidir. Masum insanların yaşam hakkını savunmak, hiçbir devlete düşmanlık değildir; bu, evrensel bir ahlak sorumluluğudur.
Buna destek çıkmanın devlet için tehlikeli olduğunu söyleyip, bunun arkasına sığınanlar şunu unutmamalıdır:
Zulme sessiz kalmak tarafsızlık değildir. Sessizlik, fiilen zalimin yanında saf tutmaktır.
Tarih bize defalarca gösterdi: Bugün başkasına reva görülen haksızlığa göz yumanlar, yarın aynı adaletsizliğin kendi kapılarını çalmasına zemin hazırlarlar.
Ve unutmayın ki bir gün sıra sizlere de gelecek.