Kurd neteweyeka çil milyonî pêk tînin û di herêmeka stratejik û dewlemend ji aliyê neft û samanên dîtir yên siruştî de dijîn. Hîç girîftên rasterast û kêşeyên siyasî li gel dewletên Rojava nîne û bêşik çi sedema dijayetî nîne li berdem Rojava û Amerîka rabin. Kêşeyên kurd li gel dewletên li herêmê ku ji dîroka duristbûna wan heta îro, serkanî û hokarên hemî trajediyên gelê Kurdistan in. Ji lewma îro roj kurd, di nav nêzîkî hemû welatan û civakên îslamî de, reng e take neteweyek e ku giyana dijmînayetî li berdem Rojava û Amerîka durist nebûye. Ji vê wêdetir, ji dawiya Şerê Kendavê ya Duyem pê ve fezaya hesta giştî û psikolojî ya gelê Kurdistanê beramber Rojava û Amerîka veguheriye dostayetiyê, taybetî jî hinde dostaneye ku gava leşkerên Amerîka û Rojova ji bo şerê dewleta navendî hatine Başûrê Kurdistanê gelek beşên dîtir jî tê de) gelê Kurdistanê wan wek rizgarker (ne ku dagirker) pêşwazî kir. Çimkî bawer dikirin ku ji sitem û reşkûjî dewleteka dagirker wan rizgar dikirin.
İnsanların her türlü özgürlüğü PKK tarafından vesayet
altına alınmıştır. PKK, insanların mülkiyet hakkına tecavüz
etmekte, köylerini yakmakta, hayvanlarını boğazlamaktadır.
O halde gerçekten insan hakları ihlali vardır.
Bu insan haklarına, PKK yatakçıları ve işbirlikçileri gözaltına alındığında birtakım kişiler sahip çıkmakta; PKK
denilen melanet örgüt, arkadaşları ile ava giden polis memurunu yakalayıp sorgu sırasında teker teker kollarını ve
ayaklarını kestiği zaman sahip çıkmamaktadırlar. İzinden dönen erler elleri arkadan bağlanarak, kafa derileri yüzülmek
suretiyle öldürülmekte, subaylar şehirlerarası yollarda otobüslerden kadın ve çocuklarının yanından alınarak kurşuna
dizilmekte gene insan haklarından bahseden olmamaktadır.
Pkk denilen melanet örgüt, arkadaşları ile ava giden polis memurunu yakalayıp sorgu sırasında teker teker kollarını ve ayaklarını kestiği zaman sahip çıkmamaktadırlar. İzinden dönen erler elleri arkadan bağlanarak, kafa derileri yüzülmek suretiyle öldürülmekte, subaylar şehirlerarası yollarda otobüslerden kadın ve çocuklarının yanından alınarak kurşuna dizilmekte gene insan haklarından bahseden olmamaktadır.
"Türkiye ile Suriye arasındaki sınır sadece siyasi bir çizgi değil, aynı zamanda aileleri, tarlaları ve ortak bir tarihi ikiye bölen yapay bir müdahaleydi. Rojava'daki bir köyün ışıkları, sınırın diğer tarafındaki akrabaları için hem bir hasret hem de siyasi bir kader ortaklığı anlamına geliyordu. Bu yüzden Rojava'daki her kıvılcım, sınırın kuzeyinde bir yangına ya da büyük bir umuda dönüşme potansiyeli taşır."