Bana zamandan söz ediyorlar
Gelip size zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler
Belki de çok anlamsız görülebilecek şu soruyu Türkiyelilere ve özellikle Türkiye'yi yönetenlere sormak gerekli; Türkiye, Türkiye'deki insanlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, gülünç resmi tezlerin dışında, Kürt dili, kültürü, edebiyatı, ulusal değerleri, sanatı ve müziğiyle ilgili ne biliyor? Neredeyse hiçbir şey. Bugün Türkiye'deki Kürt imajı, sadece bir avuç kara bıyık, kara bır çarşaf, sadece "le, le" ve "lo, lo"su Kürtçe olan ne olduğu belirsiz çirkin bir müzik, yavan filmlerde görülen bir salak ve kızgın bir tüfeğe indirgenmiştir.
Şunu söylemeye çalışıyorum; şimdi artık ismini bile unuttuğum, benim sevgili savcımın temsil ettiği ve Kürt kimliğiyle, demokratik haklarını savunan herkese karşı şiddetle uygulanan Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi Kürt politikasının bildiğimiz biçimde belirlenmesi, Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmış en büyük kötülüktür. Türkiye'ye bundan daha büyük bir kötülük yapılamazdı. Ölü doğmuş bu politika, Türkiye'yi handikaplı, inmeli hale getirmiştir. Hiçbir zaman uygarlaşamayacak, sivilleşemeyecek, refah toplumu olamayacak önyargılı, konspirativ, huzursuz bir ülke haline getirmiştir. Zaman zaman başarılıymış gibi görünse de, Türkiye bu politika nedeniyle hep kaybetmiştir. Türkiye, ne demokrasiyi yerleştirebilmiştir, ne de sivilleşip, çoğulcu, uygar bir toplum oluşturabilmiştir. Kazanan ise şiddet, anti -demokratik karanlık güçler ve totaliter mentalite olmuştur.