Bir sokak, bir ekip ve birbirine düğümlenmiş hayatlar...
Ve tabii ki Bartu Sarca...
Kitabı okurken kalbimin en orta yerine kurulan o isim. Bartu'nun o sert görünümlü duvarlarının arkasındaki sadakati, ekibi için her şeyi göze alışı ve kendine has o hırçın ama dürüst tavrı beni benden aldı. Onun olduğu her sahnede kitabın enerjisi benim için bambaşka bir boyuta taşındı. Onu sadece bir karakter olarak değil, sanki gerçekten tanıdığım, koruyup kollamak istediğim biri gibi benimsedim. "Nöbetçi" olmanın ağırlığını en çok onun omuzlarında hissettim sanırım. Veya "Yankının"
Eğer ruhunuza dokunacak, sizi hem ağlatıp hem de o ekibin bir parçasıymış gibi hissettirecek bir hikaye arıyorsanız, bu sokaklara mutlaka uğramalısınız. Çünkü bazen en karanlık sokaklar, en aydınlık bağların kurulduğu yerlerdir.
Siz de benim gibi Bartu'nun o asiliğine hayran kalanlardan mısınız? Yorumlarda buluşalım, bu ekibi konuşmaya çok ihtiyacım var!