Sevimsiz Bir Tanışma Meghan Quinn
Romantik komedi sevenlerin çok iyi bildiği “sahte nişanlılık” klişesini alıp, hızlı diyaloglar, eğlenceli çatışmalar ve bolca mizahla parlatan bir kitap. Klişe mi? Evet. Ama Meghan Quinn bunu öyle akıcı ve neşeli bir dille anlatıyor ki sayfalar kendiliğinden akıp gidiyor.
Hikâye iki farklı çaresizliğin kesişmesiyle başlıyor.
Lottie, çocukluğundan beri “en yakın arkadaşım” dediği Angela’nın yanında çalışırken, toksik bir arkadaşlık ve güç dengesizliği yüzünden acımasızca işten kovuluyor. Borçlar, gurur, ailesine bir şey anlatamama hâli… Derken kız kardeşten yarı şaka yarı ciddi bir fikir: zengin koca. Lottie’nin bunu gerçekten ciddiye alıp zenginlerin takıldığı semtte yürüyüşlere çıkması, karakterin çatlak ama cesur tarafını daha ilk sayfalardan hissettiriyor.
Huxley cephesinde ise bambaşka bir hırs var. Kardeşleriyle birlikte sıfırdan kurduğu emlak işinde son derece başarılı, işkolik ve kontrol manyağı biri. Büyük bir anlaşma için Dave’i ikna etmeye çalışırken, anlık bir doğaçlamayla nişanlı ve “hamile” olduğunu söylüyor. Yalan büyüyor, çözümse net: sahte bir nişanlı.
Ve tabii ki bu iki ihtiyaç, tesadüfi bir karşılaşmada çarpışıyor. Kıvılcımlar uçuşmuyor, romantik bir ilk görüş yok; tam tersine mantık var, sözleşme var, kurallar var. Birlikte yaşayacaklar, çifte randevulara çıkacaklar ve herkesin önünde mutlu nişanlı rolü oynayacaklar. Kulağa çılgınca geliyor ama tam da bu yüzden eğlenceli.
Kitabın en güçlü yanı diyaloglar. Lottie’nin dobra, lafını esirgemeyen, gerektiğinde Huxley’i yerden yere vuran tavırları gerçekten çok keyifli. Huxley ise çoğu zaman sinir bozucu: duygularını yönetemeyen, sevdiği kadına bile sert davranabilen, işi her şeyin önüne koyan biri. Bu noktada okur olarak ben de sık sık “biraz sürünsün” istedim. İkilinin