Ben çok nadir de olsa yalnız başımayken gözyaşı dökerim ve yalnız başımayken hiç güldüğüm olmamıştır. Sevgili Demirtaş’ın her iki kitabında da bu iki duyguyu yalnızken yaşadım. Dili muhteşem. Öyküleri öyle sanıyorum ki her insanın hayatından izler taşıyor. Ayrılıklar,aşklar,mutluluklar,hüzünler ve tabiki acılar.
Ben hayranlıkla okudum her sayfasını, her öyküsünden dersler aldım ve herkese okumasını tavsiye ederim.
Uzayın boşluğuna savrulup yok olmuyordu acılar. Nereye gidiyordu peki bunca acı,bunca yaşanmışlık neyi değiştiriyordu? Biz insansak bunlar kimdi? Bunlar insansa biz kimdik? Hepimiz insansak... hayır, hepimiz birden insan olamazdık, insan türü dışında yeni bir tür oluşuyordu muhakkak. İnsan türünü küçümseyen,hor gören yeni bir canlı vardı artık, kendini yarı Tanrı gibi gören bir tür belki de. Konforlu küçük Saray’larını ‘’ötekilerin’’ üzerine inşa eden uyduruk,sahte Tanrı’lar. Yarı Tanrı olmakla ezilen olmak dışında bir seçenek yokmuydu artık ?