Ona doğru bir adım attım, yüzlerimiz arasında bir nefeslik mesafe vardı. "Lütfen, Rory. Çıkar gitsin. Birinin beni görmesini istiyorum, diye fısıldadım dudaklarına. "Beni görmeni istiyorum."
"Tüm dünya bir ormandır, Bartholomew, içindeki herkes de huş ağacının kabuğundan yapılmıştır. Kâğıt kadar hassastır."
Eskiden hüznünü, doyasıya yaşadığı duygularını anlamsız bulurdum. Telafisi olmayan bir kusur olarak görürdüm. Fakat Maude'un odasında durmuş Benji'nin içmesini, Rory'nin süklüm püklüm oturmasını izlerken, hissettiğim yenilgiyi kelimelere dökmekte zorlanırken kafamda yarasayı andıran tuhaf Gargoyle'a dair yanlış bir hikâye yazdığımı düşünmekten kendimi alamadım.
Hüzün bir huş kabuğu kadar kırılgandı, hassastı.
Fakat ağaç dimdik ayakta dururdu.
"Senin için geri dönerdim. Seni o yerden kurtarmak için herkesi öldürür, her şeyi çalar, her türlü alçakça şeyi yapardım. Sandığından daha özelsin. Adını bile bilmiyorum" -derin bir nefes aldı- "ama senin için her şeyi yaparım."