Su, hava, ışık üzüntülü, ezici bir görkem kazanmışlardı. Bu varlıkların şu sonsuz bayramları çarçabuk fena biten yaratıklar için, neredeyse bir alay gibiydi.
Kimseyle evlenmek istemiyor, kendince bir fikri var. O sadece denizi seviyor. Hatta bir gün, şaka olsun diye, denize evlilik sözü verdiğini söyledi bize.
Pek seyrek bir halde meydandan artık son geçenler karanlıkta onun beyaz başlığının biçimini fark ederek, kuşkusuz: İşte bir kız ki aşığını düşünyor! diyeceklerdi. Ve bu doğruydu, aşığını düşünüyordu, ama bir ağlama isteğiyle. Gözleri, gerçek varlıklardan hiçbirine bakmadan karanlığın içine sabit bir biçimde dalıyordu.
Yukarıda, biçimsiz ve renksiz bulutlar, açıklanamaz bir yok edilmişliği içlerine almışa benziyorlardı.Gece olduğu bilinmekle beraber, ortalık belirgince görünüyordu. Eşyanın bütün solukluğu ad konulması olanaklı renk inceliklerinden yoksundu.