Şimdilerde bu mesleklerden hangisinin daha üstte olduğunu, daha gerekli görüldüğünü söylemek yüzyıl öncesine göre daha zordu. Kömür işçisi olmak mı daha iyi, yoksa çocuk bakıcısı mı? Sekiz çocuk büyütmüş gündelikçi kadın, yüz bin sterlin kazanmış avukattan daha mı değersiz?
Böylece, insan ırkının diğer yarısına karşı belli belirsiz, yeni bir tutum geliştirirken buldum kendimi. Bir sınıfı ya da cinsiyeti bütünüyle suçlamak anlamsızdı. Büyük insan kitleleri hiçbir zaman eylemlerinden sorumlu değildi. Kontrol edemedikleri içgüdüleriyle hareket ediyorlardı.
Teyzem -Mary Beton- Bombay'da temiz hava almak için dışarı çıktığında atından düşerek hayatını kaybetmişti. Bana kalan mirasın haberini kadınların seçme hakkını kazandığı haberiyle neredeyse aynı gecede almıştım.
Her iki cinsiyet için de hayat -kaldırım boyunca yürüyenleri izledim- çetin, zor ve aralıksız bir mücadeleydi. Devasa boyutlarda cesaret ve güç gerektiriyordu. Belki de, bir yanılsamanın ürünü olan bizler için, hayat her şeyden çok özgüven gerektiriyordu. Özgüvenimiz olmadan beşikteki bebeklerden farksızdık