çukulata rengi bir yaprak, çağla bademi renkli bir keçi." Ardından gene "hişt!" çağrısı. Erik tadında bakan devedikenleriyle karabaşlar, bölük pörçük görüntüler,
dam, uçan bir iki kuş, yapraklar arasında deniz. Sonra bir kez daha yinelenen "hişt!" Bu dağınık, alışılmış dışı bilinç yaşantısı öykünün sonuna dek yansıtılıyor bize. Beş duyunun, doğrudan doğruya ya da dolaylı izlenimleriyle gelen parça parça algı kesitleriyle. Güneşi kaplayan san bir sisle gerçek nesneler dünyasına dönülüyor: "Bir kirli el, çağla bademi eşeğin sırtından bir kumaşı çekip aldı. Her zamanki kül rengi, yer yer havı dökülmüş eski mantosunu giydirdi eşeğe.