Ayfer Tunç, en sevdiğim kadın romancılardan biri. Dolayısıyla bu kitabını da büyük bir hevesle aldım. Ancak kitabın adını pek sevemedim veya içeriğine uyduramadığım için garipsedim. Kitap temelde iki bölümden oluşuyor. Yazı bölümünde Umut'un, tura bölümünde ise Sanem'in hikayesi var. Romandaki hikaye, Umut'un genetik hastalığı için New york'a gitmesi ve orada Sanem ile tanışması ile başlıyor. Romanda geri dönüşler var ve burdan hareketle iki karakterin hayatlarını ayrıntılarıyla öğreniyoruz. Yazarın birçok kitabını okudum ve okuduklarım arasında beğenime en az hitap eden bu oldu. Kitabı genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim fakat beklediğimi bulamadığımı da belirtmek isterim.
Carlos Fuantes'in okuduğum ikinci kitabı. Meksika Edebiyatının temsilcisi olan yazarın bu kitabı öykü tarzında. Büyüsel gerçekçi, gizemli, bazen korkunç, bazen gülünç durumların ve olayların anlatıldığı hikayeler var. Dil ve üslup sade, oldukça anlaşılır. Farklı yazarları ve farklı hikayeleri deneyimlemek isteyenler okuyabilir.
Nurullah Ataç'ın sanat, dil, kültür, medeniyet gibi konularda yazılarını içeren bir kitap. Dil üstadı Nurullah Ataç samimi, serbest bir dil ve üslupla denemeler yazmış. Yazarın tarzını, sanat ve hayat görüşünü merak edenler okuyabilir.
Aşıklar Bayramı kitabını nasıl anlatsam da kitaptaki duyguyu yansıtsam diye düşünüyorum. Sanırım kitabı yine en iyi kitabın kendisi anlatır. Siz iyisi mi alıp okuyun. Daha ilk sayfalardan gözüme yaş olup düşen çok güzel ve hüzünlü bir roman. Yazar, olayı ve kişileri o kadar canlı betimlemiş ki sanki ben de onlarla bir aradayım. Yazarın anlatımı içten, mahzun ve etkileyici. Bir baba ile oğlun hesaplaşması var kitapta. Arka planda ise yolculuk, toplumsal hayat, kişisel kavga vs. dikkat çekiyor. Severek ve bir çırpıda okudum, tavsiye ederim.