Şimdi, benim şimdiki ben'im, geçmiş ben'imi küçümsüyor - gene de o zaman, bugün olduğundan çok daha fazla üstün insan, yüce, soylu bir varlık olduğuma inanıyordum, evrensel bilge, geleceğin dâhisi sanıyordum kendimi. O zaman da geçmişimi küçümsediğimi anımsıyorum, küçük beni, bilgisiz, daha incelmemiş oğlanı. O zaman küçümseyeni küçümsüyordum şimdi. Oysa bütün bu küçümseyenlerle küçümsenenlerin adı aynıydı, aynı bedende barınmışlardı, insanlara tek bir canlı varlık gibi görünmüşlerdi. Şimdiki ben'den sonra, bugünkü kendimi yargılayacak bir başkası oluşacaktı, tıpkı bugün benim dünkü kendimi yargıladığım gibi.
"Senin ben olduğunu biliyorum – bir süredir geçmiş olan bir ben, ölü olduğuna inandığım bir ben, şimdi onu burada bir kez daha, bıraktığım gibi, hiçbir görünür değişiklik olmaksızın yeniden görüyorum. Geçmiş olan ben'in, şimdiki ben'den ne istediğini bilmiyorum, ama ne dilersen dile, belki de esirgemeyeceğim senden."
Hayattan çıkarı olmamak, hem Tanrının hem de insanların gözünde affedilmez bir suçtur; gelişip yayılmaması için gerekli her türlü tedbir alınacaktır. Bütün tarih, bütün iktisat, bütün sosyoloji, bütün psikoloji, kısaca bütün lojiler, hayatın çıkarcılığa dayandığını göstermek için yırtınacaklardır, yırtınmalıdırlar. 'Ben çıkarıma bakarım' diyeceksiniz, bunun için 'Babamı bile tanımam' diyeceksiniz. Kimseyi tanımayacaksınız; hele hayattan çıkarı olmayanları hiç!