Ahsen

Her gün radyoda, televizyonda, gazetelerde zamandan tasarruf etmeye yarayacak alet edevatın reklamı yapılıyor, bunlar insanlara gerçek yaşam için özgürlük getirecek şeylermiş gibi tanıtılıyordu. Evlerin duvarlarında, reklam sütunlarında mutluluk sergileyen resimlerin altında şöyle yazılar görülüyordu: ZAMAN TASARRUFU HER ZAMAN İŞE YARAR! Veya: GELECEK, ZAMAN TASARRUFUNA BAĞLIDIR! Ya da: YAŞAMINI UZAT, ZAMANDAN TASARRUF ET! Ama gerçek başka türlüydü. Gerçi zaman tasarrufu yapanlar, tiyatro harabesinin oralarda oturanlardan daha iyi giyiniyorlardı. Daha çok para kazanıp daha çok harcıyorlardı. Ama yüzleri asıktı, yorgun ve keyifsizdiler, gözleri dostça bakmıyordu. Elbette onlar, "Git bir Momo'ya uğra!" deyiminden bile habersizdiler. Onların akıllarını başlarına getirecek, birbirleriyle barıştıracak, onları neşelendirecek, dertlerini dinleyecek kimseleri yoktu. Hem zaten böyle biri bulunsa ve mesele beş dakika içinde çözülecek olsa bile yine de ona gidecekleri şüpheliydi. Bunu zaman kaybı sayarlardı. Boş zamanlarını olabildiğince çok eğlenip rahatlamak için kullanmalıydılar. Oysa bayramları bile içlerinden geldiği gibi kutlayamıyorlardı. Hayal kurmak, suç işlemekten farksızdı. En dayanamadıkları şeyse sessizlikti. Çünkü sessizlikte gerçek yaşantılarının nasıl olduğunun farkına varıp korkuya kapılıyor ve hemen gürültüye başlıyorlardı. Tabi, öyle çocuk bahçesinden gelen neşeli bir gürültü değildi bu. Kenti günden güne dolduran, sinir bozan ve huzursuz eden bir gürültüydü. İnsanın işini severek ve isteyerek yapmasının bir önemi yoktu. Aksine, önemli olan şey, ne kadar kısa sürede ne kadar çok işin yapıldığıydı. Bütün çalışma yerlerinde, büyük fabrikalarda, bürolarda, üzerinde şöyle yazılar bulunan levhalar asılıydı: ZAMAN DEĞERLİDİR ONU YİTİRME! Veya: VAKİT NAKİTTİR BOŞA
Sayfa 80
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bak Momo," derdi, "ne oluyor, biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor." Beppo bu kadarcık laftan sonra bile önüne bakarak bir süre susar, sonra devam ederdi: "O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hâlâ upuzun bir şekilde seni bekliyor." Susup biraz daha düşündükten sonra sürdürdü konuşmasını: "İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge. İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı." Uzun bir süre susup yeniden konuşmaya başladı: "Bir de bakarsın ki adım adım bütün yolu bitirmişsin. Nasıl olduğunu anlamadan ve yorulmadan." Başını önüne eğip sözünü noktaladı: "Önemli olan da budur."
Sayfa 43
... bana, "Seni seviyorum," demesini isterdim, eğer bu çılgın umut gerçekleşmeyecekse... isteyecek başka neyim var? Ne istediğimi biliyor muyum? Kendimi kaybetmiş gibiyim; tek istediğim sonsuza dek, daima, bütün ömrümce onun yanında olmak, onun ışığıyla, onun halesiyle aydınlanmak. Ondan ötesini bilmiyorum! Ondan kaçabilir miyim hiç?
Sayfa 100
İnsan yaradılıştan zorbadır ve acı çektirmeyi sever.
Sayfa 40
Mücadele yüceltir, alçaltmaz.
Sayfa 37