Müslümanların kendi halleri de içler acısıdır. Zaman içinde tevhidî duyarlılık taşıyan bir kısım Müslümanların, bir oraya bir buraya savrulmaları, bırakın topluma daveti götürecek bir misyon başlatmayı; kendilerinin davete muhtaç bir hale gelmeleri, olayın diğer bir trajik yönüdür.
İnsanın, içinde bulunduğu dünya küçük, dünya hayatı kısa ve dünya hayatının metâı değersizdir. İnsan bu engel ve şaibelerden kurtulduğu oranda güvencededir.
استعيذ بالله
“Dilediğine rızkı genişleten ve daraltan Allah’tır. Dünya hayatı ile sevindiler. Ahiret karşısında dünya hayatı, bir oyundan başka bir şey değildir.”
[Ra’d,26]
Şüphesiz Allah Teâlâ insanları kovmayı ve onlara azap etmeyi dilemez. Sadece varlık gayelerini bilmeleri, hakikatlerinin seviyesine yükselmeleri konusunda uyarıyor. Çünkü bu sayede Allah Teâlâ’nın insana, ruhundan üflemesi ve birçok yaratığına üstün kılması suretiyle yaptığı lütuf gerçekleşmiş olur.