ırak bir hazdı bu; yaşam yolculuğunun anımsanan yıllarından daha eski, belleğin uzunluğundan daha uzun, çok uzak yıllar önce ortaya çıkmış, derinliklere gömülmüş gibi gelen bir haz.
sezgi ve duygusallık olmaksızın ne zekanın ne de kavrayışın olabileceğini bilmek için bilişsel bilimlere ihtiyacın yoktu. yargıların sarsılmaz bir biçimde, iletilebilir ama ispatlabilir olmayan yaşanmış gerçeklikleri temelinde haklılık kazanıyordu.