(...) Gördüm ki, günümüzde dünyanın algılanışı hususunda Kuranı Kerimin nazil olduğu günlerdeki itiraz, itham ve yorumlar capcanlı. Birçok başkaları dünya tiyatrosunu hayatın kendisi zannediyor. Vahyin ve şiirin ikram ettiği bir dünyaya sahip olabileceklerini zannediyorlar. Vahye ve şiire dirsek çeviren onlar-bunlar öyle bir dünyada yaşamalılar ve birbirlerine o kadar sık "Kendine iyi bak" diyor olmalılar ki, bu sözü makinada yazmaya yeltendiğinizde "enter" komutu otomatik olarak size yazıveriyor.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
Medeni olduğu iddiasıyla mağrur olan Avrupa, hâlâ cehalet devrine mahsus olan garaz ve taassubu bir türlü elden bırakamıyor! Acaba kasıt mı var yoksa sade gaflet mi?