Bu mükemmel kitap için düşüncelerimi söylemeden geçemeyeceğim. Konusunun çok farklı olmasıyla beraber öncelikle George Orwell'ın hayal gücüne ve kurduğu karşı ütopyaya, daha sonra da bunu dilimize çevirerek bizlere bu kitabı mükemmel şekilde sunan Celal Üster'e teşekkür etmeden geçmek istemiyorum.
Olayın kurgusunu ilk başta anlayamasamda - özellikle yenisöylem kelimelerinden dolayı - okudukça nasıl bir dünyaya girdiğimi anladım.
Kitabtan alacağım şu kısım,belki yazarın yarattığı kurguyu anlamanıza yardımcı olur: "Bunların ne kadarının yalan olduğunu nasıl bilecektiniz ki?Sıradan insanların artık Devrim'den önceki dönemden daha iyi durumda oldukları doğru olabilirdi.Doğru olmadığının biricik kanıtı,yüreğinizden yükselen o sessiz protesto,içinde yaşadığınız koşulların dayanılmaz olduğunu duyumsatan,eskiden böyle değildi herhalde diye düşündüren o sezgiydi.Winston birden,çağdaş yaşamın asıl özelliğinin acımasızlığı ve güvensizliği değil,yavanlığı,donukluğu ve kayıtsızlığı olduğunu fark etti.Yaşamın yalnızca tele-ekranlardan yağdırılan yalanlarla değil,Parti'nin erişmeye çalıştığı ülkülerle de hiç benzeşmediğini görmek için çevrenize bir göz atmanız yeterliydi.Bir Parti üyesi için bile,yaşamın çok büyük bir bölümü yansız ve siyasetten uzak,sıkıcı işlerle uğraşmakla,metroda bir yer kapmak için itişip kakışmakla,delik çorapları yamamakla,bir tatlandırıcı tableti için,yalvar yakar olmakla,sigara izmaritleri biriktirmekle geçiyordu.Parti'nin erişmeye çalıştığı ülkü,muazzam,dehşetengiz ve heybetli bir şeydi: Ürkünç makineler ve korku salan silahlardan oluşan bir çelik ve beton dünyası;uygun adım yürüyen,hepsi aynı şeyleri düşünen ve aynı sloganları atan,durmadan çalışan,savaşan,zafer kazanan,zulmeden bir savaşçılar ve bağnazlar ulusu;hepsinin yüzü birbirine benzeyen üç