Ay ben kasaba hikayesi sevmiyorum derken sanırım sevmeye başladım bir anda bu kitapla :) Su gibi aktı gitti. Bekar baba konusu en sevdiğim, bir de çocuk ondan değilse evlatlıksa yani önceden hiçbir kadını sevmemişse tadından yenmiyor. Hele ki ana karakter kadına çocukluktan beri aşıksa :)
Sevdiğim her unsur toplanmış kitapta. Soft karakterler. Anaokulu öğretmeni kadın düğün gününde terk edilir ve üvey büyükannesinin çiftliği ona miras kalır, tek şart o çiftlikte 1 yıl yaşaması ve evlenmesidir. Komşu çiftlikteki sorunlu yeğenini evlat edinmiş çocukluk arkadaşının çocuğuna ders verirken de sahte evlilik teklifini alır.
Al işte sahte evlilik de var nasıl sevmem kitabı. Gerçi ben sahte evlilikte sahte ilişkinin gerçeğe dönmesini daha çok seviyorum bunda evlendiler ama normal yaşamaya devam ettiler bir süre.
Ya ana karakter erkek o kadar güzel seviyor ki kıza gıcık oldum durmadan işte ben zaten gideceğim 1 yıl sonra hatırlatması yapıp duruyor. Akışına bırak. Çocuk yıllardır seni beklemiş çiftliğinin ismini logosunu her şeyini senin için koymuş.
Hele bir karım diyor ki ne karım mı, karın mı gerçekten diyorum refleks olarak. Şu kız uzunca bir süre şu çocuğu hak etmedi gözümde ama olsun finalde oldular ya yeter. Bir de çocuk yapsalardı tadından yenmezdi ama buna şükür
Kitap +18. Bunun uyarısını da yapalım buraya.
Bir çocuk kitabı insanı nasıl ağlatabilir sorusunun cevabı gibi yüzüme vurdu kitap. Çocuk kitabı demek için çok fazla anlam içeren bir kitaptı. Yıllardır depresyon ve anksiyete ile savaşma gereği duymayan, kendi canavarlarımı kabullenen beni utandırmayı başardı Alma. Kitabın sonunda herkesin ona iyileşeceksin demesiyle hüngür hüngür ağladım sanki bu desteği bana yapmışlar gibi.
Almanın yatağının altında 7 tane canavarı var. O canavar dese de bunların temsil ettiği şeyler var:
1. Her şeyden endişe duymasını sağlayacak anksiyeteyi aşılıyor.
2. Onu daima yorgun ve uykulu hissettiriyor.
3. Uykularını kaçırıyor geceleri
4. Dikkat dağınıklığı ile bir şeylere odaklanmasını engelliyor.
5. Ona hayatı ve insanları boşvermesini evden çıkmamasını söylüyor.
6. Durmadan ağlıyor.
7. İse en küçük şeyden öfkelenmesine sebep oluyor.
8. Cavarla en son tanışıyor, diğer canavarların kaynağı: Depresyon.
Canavarların onu koruduğunu iyiliğini istediğini düşünerek farkında olmadan depresyona giriyor fakat başlarda çevresi ona TUHAFSIN diyor. Ve bir gün annesine karşı duyguları patlıyor ve canavar avcısı olan psikolog ile tanışıyor.
Çevresinin ona bu savaşta derstek olması, arkadaşları ile konuşunca canavarları olan tek kişinin o olmadığını anlaması, canavarların aslında onun iyiliği için orada olmadığını anlaması ve depresyona karşı savaşması.
Her ayrıntısı ile mükemmeldi, bence bu kitap basit bir çocuk kitabı asla değildi. Bu mesajları anlayabilmek için bence belli bir yaş şart. Bir de bu mesajları benim gibi içinde hissedenler var şu an bu incelemeyi ağlayarak yazıyorum ve neden ağladığımı asla bilmiyorum.
Alma'nın benim tersime canavarları yenebilmesine mi imrendim yoksa çevresinin bu kadar destek olmasına mı bilemedim ama umarım canavarlarını yenemeyenler olarak biz de bir gün 8.