Betül Güçlü'nün kitapları rahatlamak için hayatın içinden kitaplar. Karakterlerinin genelde halktan olması, dilinin basit olması. Ağır kitaplar okumak istemediğimde ilaç gibi. Travmatik ve ağır dilli kitapları normalde daha çok sevmeme rağmen hiç yadırgamadan okunuyor.
Bu kitapta da kaldıkları yurt kapanınca ekonomilerinin el verdiği eski bir apartmana taşınmak zorunda kalan birbirlerini çok da tanımayan 4 kız ile giriyoruz kitaba. Alt katta da 3 kişilik bir erkek evi var.
Birce ana karakter kızımızın alt kattaki asperger sendromu olan Barışla ilişkisi anlatılıyor. Barış gibi insanların duygularını anlama sorunu olan biri ile aşırı duygusal ve neşeli kızımızın nasıl bir ikili olacağını merak ediyorsunuz.
Birce bir şeylere sinirlenip küsse bile Barış onu anlayamıyor ama birbirlerini çok güzel idare ediyorlar. Kitaba dalıyorsunuz ve bir anda bitiyor. Çünkü öyle günlük hayattan bir hikaye ki. Birce bazen sevgili okur diye bizimle de konuşuyor sevdiğim bir özelliği kitabın.
Kitap biraz bana age of youth diye bir kdrama var onu hatırlatıyordu kızların sahnelerinde. Onda da bir öğrenci evinde kalan farklı kişilikte kızların başlayan arkadaşlığı anlatılıyordu. Orada da sessiz çekingen bir kız, erkeklere karşı flörtöz süslü bir kız, evin ablası konumunda bir kız ve neşeli olan vardı. Stereotipik karakterleri okumayı bazen çok severim ve bu o modumdu.
Kitap daha uzun olsun isterdim çünkü kızların başlayan arkadaşlıklarını çok okuyamadık. Mecnun ve Çiçek ilişkisini daha tam göremedik. Birce'nin okuduğu bölümü bile kitabın sonunda ögrenebildik. Tam doyamadım kitap karakterlerine.
Ama dediğim gibi halktan bir konu ve halk için olan bir dille dolu olan bir kitap. Basit ama güzel. Beklentiyi yüksek tutmamak lazım. Dili o kadar basitti ki anlamlı denilebilecek alıntı bulamadım
Psikolojik sorunu olan lisedeki iki insanın intihar etmek için çıktıkları aynı çatıda tanışma hikayesi olarak başlıyor kitap.
Charlotte ailesinin ölümüne sebep olması üzerine bir de bu sebepten ablası tarafından sevilmemenin yükü ile o çatıya sevgililer gününde yani doğum gününde çıkar. Orada ona platonik olan Kellan ile tanışır. Ve her sevgililer gününde bu çatıda buluşmaya karar verirler. Okulda koca yıl boyunca birbirlerini tanımazlıktan geleceklerine söz verirler.
Açıkçası ben Kellan'ı ana karakter erkek sanıyordum başlarda. Ama her şeyin Kellan'ın intiharı üzerine kurulu olduğunu sonradan fark ettim. Kellan karakterini çok sevmemiştim neden bilmiyorum ama psikolojik sorunları olduğunu bilmeme rağmen aradığım o kitabın içine girme hissini vermedi. Belki de sorunları yüzünden kendi bile hiçbir şey hissetmediği içindir.
Ama Tate karakteri de beni çekmedi. Ben konu olarak ölen sevdiğinin abisi, ablası, kardeşi ile olma fikrine bir türlü alışabilen bir insan değilim. Her ne kadar ölmüş gitmiş bilmiyor olsa bile. Benim içim almıyor sanırım bu tarz bir ilişkiyi. Charlotte eğer Kellan'a bir şeyler hissetmeye başlamamış olsa, öpüşmemiş olsalardı belki olur diyebileceğim bir ilişki olurdu. Kellan platonikti öldü, Charlotte platonik biri yüzünden neden ortada kalsın derdim fakat karşılıklıydı.
Kitap ile ilgili +18 uyarımızı da koyalım buraya. Ayrıca cinsellik dışında intihar ögeleri de içerdiği için tetikleyici unsurlar da var.
Ayrıca Tate karakteri beni bir yönden daha rahatsız etti. En büyük sorunlar bir tek onda varmış gibi davranıyor. Charlotte neden her fırsatta onu toparlamak zorunda kalıyor çözemedim. Kardeşim sen bu ilişkiye ne verdin.
Olay akışı filan hızlıydı fena değildi fakat beni kitaptan soğutan iki büyük etken vardı söylediğim gibi.
1. Ölen sevdiğinin