Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kafidir. Şimdi anlıyorum ki değilmiş. Yollar görünmez kayalarla doluymuş. Onlara çarpmamak lazımmış.
Bir günahımızı, bir zaafımızı yüzümüze vuran aynı günah ve zaaf ile malul insana çıldırıyoruz, isyan ediyoruz. Fakat lekesiz bir insansa, insanlık icabı, yine belki kızıyoruz. Fakat kızgınlıklarımız, kinlerimiz evvelki kadar kuvvetli olmuyor.