"Ben durumu yine kavrayamıyordum. Kimsenin bizi görme tehlikesinin olmadığı bir anda, bir insan nasıl kendi kendine ellerimi kirletemem diyebiliyordu... Bir yerlerimi üşütmedikçe, kendimi istediğim kadar çamura bular, istediğim bidonların içinde yuvarlanır, istediğim savaşa girerdim. Dünyanın bize sunduğu ender zevklerden kendi isteği ile feragat eden bu çocuk bir tuhaftı."
"İnsan nasıl bazı kitapları çok severek okusa da, bir süre sonra neler olduğunu unutur ve o kitaptan sadece bir duygu kalırsa geriye, o günden de bana sadece bir duygu kaldı. O güne ait, bir daha hiç yaşanması mümkün olmayan, ama hafif bir meltemle gelen ve nereden geldiği belli olmayan bir yasemin kokusu gibi."
"İkisi hep öyle tuhaf bir şekilde, konuşmadan iletişim kurabiliyorlardı. Peter'ın kendisini eleştirdiğini hemen anlardı Clarissa. Sonra da kendini savunduğunu apaçık belli eden bir şeye kalkışırdı, köpekle yaptığı gibi. Ama Peter'ın gözünü asla boyayamazdı, Clarissa'nın ruhunu okurdu o. Bir şey demezdi elbette, suratını asarak otururdu. Kavgaları çoğunlukla böyle başlardı."