Bir anda nedenini anlayamadığım bir ürperti tüm bedenimi sardı. Baştan aşağı titriyordum. Yıllardan beri aklıma getirmek istemediğim belli bir olay, belli bir anı beni ele geçirmişti. Pansiyoncu kadın onun adını söylediği anda, içimden bir şeyin basınç yaptığını; hatırlamak istemediğim, şu Viyanalı Profesör Freud'un tanımıyla "bastırmış" olduğum bir şeyin beni sıkıştırdığını hissetmiştim.
Belki de şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hafızanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.