Rabia Tüfekcioğlu

02.53
nasılsın sorusuna sadece yorgunum diyebiliyorum artık ama bu fiziksel bi yorgunluk değil ruhum yorgun kalbim yorgun. öyle bir yorgunluk ki kolilerle dolu sıcak odamda sert parkenin üstüne oturup saatlerce sigara içip boşluğu izleyecek kadar. Bu yorgunluğun sebebini ben de bilmiyorum her gelenin ben öyle değilim diyip sonrasında siktir olup gitmesi mi yoksa her eve gelişimde ayaklarımın geri gitmesi mi-aslında bu sebep mi sonuç mu bilemiyorum- her insanın kaçmak istediğinde sığındığı bir liman olur ailesi arkadaşları sevgilisi benimse sadece bu küçük oda ve sigaram var sonrası hep boşluk. Aslında yorgunluğun sebeplerinden birini biliyordum: Yüzeysellik.. Doğduğum çağda insanların kurduğu ilişkilerin yüzeyselliği sevgilerin sığlığı, arkadaşlıkların çıkarcılıkları ve giderken bir vedayı bile çok gören insanların aptallığı..
Reklam
Aşk kırıntıları
Uzun süredir ilk defa aşık olmuştu aslında ama içindeki realist yüzünden gün geçtikçe canının acısı ve sevilmediği hissi artıyordu arttıkça içindeki sevgi azalmasa bile yerini taşlaşmış bir yapıya bırakmaya başlıyordu. Ruhu sevgiden ve ilgiden beslenirdi bi ilişkide tek isteği de buydu aslında ama sevdiği adam bunları çok da başaramıyordu ya da inanmak istemediği bir gerçek vardı: sevmiyordu. Son 11 ayın nasıl ne şekilde geçtiğini kendisi bile anlamamıştı aslında ne hissettiğini bile. Hisler, onun için çok önemli olan hisler. Ama yıllar sonra aşık olmanın vermiş olduğu heyecanla küçümsemeye başlamıştı belki de hisleri. Bunlar aklından geçerken arkadaşıyla sözleşmiş olduğu dans gecesine gelmişti yavaş yavaş sigaradan son bir nefes çekip attı yere ayağının ucuyla ezip kendine olan tüm güveniyle girdi içeriye. Kendine çok yakıştırdığı lacivert elbisesi ve kırmızı rujuyla belki de mekanın en güzel kızıydı bilemezdi bunu ama hep kendinde özel bir şeyler olduğunu biliyordu. Mekanı bir süre gözlemledikten sonra bir kaç kişi dikkatini çekmişti ne kadar mutlulardı ne kadar enerji dolulardı. bi bira söylemişti arka arkaya sigara yakarak mekanı gözlemliyor, gelen dans tekliflerini kibarca reddediyordu. Adeta Masumiyet Müzesindeki Füsun’a dönüşmüştü tüm mekanın ilgisi üzerindeydi normal yürüyüşü bile etrafın kolaylıkla dikkatini çekiyordu ama onun da aynı Füsun’un olduğu gibi aklında sadece sevdiği kişi vardı sigaralarını eze eze söndürüp birasını yudumluyordu küçük kırmızı dudaklarıyla. Bir kaç dans teklifini reddetmeyip çıkmıştı piste ama yine aklı çok uzak yerlerdeydi. Pek bilmemesine rağmen bir kaç adım biliyordu zaten hiç dans edemese bile kime neydi? Hem bu şekil umursamaz hem de bir o kadar çok düşünen bir insandı. Bir kaç danstan sonra ona gelen övgüleri kibarca kabul edip
Edebiyat
Yaşamak için sarıl
“Vedalaşırken öylesine sarılırsın, duygusal sarılmak olmaz. Sarılmak öyle basit bir şey değil ki şimdi sımsıkı saramadığım bellerin sorumlusu sensin” dedi yolda öylesine yürürken. Sigaramdan bir nefes çekip düşünceli bir şekilde “neden?” diye sorabildim sadece. Sol tarafındaki yola bi göz atarak “Çünkü sarılma fikri akıllarında bile yoktu haberleri yoktu ama artık var ve sırf senin yüzünden aklına düşen bu fikir yüzünden üzgünler hepsi üzgün” . Bi süre sesiz kaldıktan sonra çok mantıklı bulmama rağmen şımarık bir kız çocuğu edasıyla ufak bir gülüş atıp “ Sorumluluk kabul etmiyorum benlik bir durum yok ortada” diyip konuyu savuşturmaya çalıştım. Zaten öyle değil midir hep hayat? Hiç aklımızda olmayan bir şey bizi üzmezken biri bir şey söyleyip eksikliğini hissettirdiğinde içimizden bir şeyler kopmaz mı? Suratında duran tüm çocuksu ifadeye rağmen bir süreliğine ciddileşti “ İyi, öyle diyorsan öyle olsun. Kalsın hepsi üzgün üzgün senin belin de kalsın öyle yalnız yalnız” dedi. Bu cümlenin canımı çok yakma sebebini anlamamış olmama rağmen yine umursamaz bir tavırla “ Yaa zaten hep öyle alıştık biz” diyerek şakaya vurmuştum ama öylesine canımı yakmıştı ki bu cümle sigaram sönmeden bir diğerini yaktım. Durup “benim yolum buradan, ben gidiyorum ” dedi. bahsettiği o duygusuz veda sarılmasından yapıp ayrıldık yollarımıza o sırada çok alakasız biçimde Cemal Süreya’nın şiirinin dizeleri geçti zihnimden: Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. yani durumla alakası yoktu pek aslında ama duygulara sarılmaya bu kadar değer veren birinin yanında bulunmak güven ve huzur vericiydi. Zaten ne zaman biri gidiyorum dese bu şiir gelirdi aklıma.. Rabia Tüfekcioğlu
Edebiyat

Rabia Tüfekcioğlu

, bir kitap okudu
7/10
·480 syf.·
2022 2. kitabı
Emily Brontë
8.2/10 · 57,8bin okunma

Rabia Tüfekcioğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Maeve Binchy
7.9/10 · 3.451 okunma