“Sen suçu onda değil, subay üniformanla apoletlerinde ara. Artık kendisine çekici gelmiyorsan ne yapsın yani?”
“Neden umutlandırdı öyleyse?”
“Sen neden umutlandın? Bir şeyi elde edebilmek için çaba gösterenlere aklım erer; ama umutlanmak ne demek?”
Bütün bunlardan sonra kaderci olunmaz mı? Ama insan bir şeye kesinlikle inanıp inanmadığını nereden bilebilir? Üstelik sık sık duygularımızın aldanışını, mantığımızın yanlışını inanç sanmaz mıyız?