Ama sen yaratıcım, aramızda ancak birimizin yok edilmesiyle çözülebilecek bağlar bulunduğu halde, kendi yaratığından tiksiniyor, beni reddediyorsun. Öleyim istiyorsun. Yaşamla böyle oynamaya nasıl cüret ediyorsun?
Her gün gördüğümüz, varlığını varlığımızın parçası bellediğimiz birinin ebediyen çekip gittiğine zihnin ikna olması çok zaman alıyor... Sevdiğimiz gözlerdeki parlaklığın söndüğüne, çok tanıdık, kulağımıza çok hoş gelen bir sesin susabildiğine, bir daha asla duyulmayacağına da...
Yaratmış olduğum bu dünyanın altından sıyrılmama izin verin. Artık bana ihtiyacı yok.
Tuhaf ama benim de ona ihtiyacım yok. Yükünü istemiyorum. Bırakayım gitsin. Çekinceler ve pişmanlıklar var, ama gitsin.
Öyküyü yeniden anlatmak istiyorum.