Daha önceki Türk edebiyatından eserler okuma çabalarım benim için hayal kırıklığıydı bu yüzünden aşmaya çalıştığım Türk edebiyatına karşı oluşturduğum bir ön yargıya sahibim. "Aylak Adam" ise benim yargılarımı yıkan kitaplardan biridir diyebileceğim bir kitaptı.
Biçim olarak altını çizdiğim ve çok beğendiğim tespitler olmasına rağmen kitap bana biraz kopuk geldi. Bunun yanı sıra bazı karakterler havada kaldı. Hayatta karşılaştığımız herhangi biri imajı verilmeyen ama yine de sonuca ulaştırımayan, neden var olduğu bilinmeyen karakterler vardı sanki. Ve kitaba başlar başlamaz konuya direkt girdiği için karakterler ve olaylar arasında bağ kurmak biraz güçtü.
Tüm bunlar bir tarafa anlaşılması zor bir kitap olucağını düşünmüştüm bilakis az da olsa okuma deneyiminiz varsa zorlamayacak bir okuma gerçekleştirebileceğinizi düşünüyorum.
Konu olarak ise kitabımızda aydın kesim, baba ve çocuk çatışması, yalnızlık gibi temalar işlenmişti. Biz ana karakterimiz olan C. 'nin yaşama tutunamamasını okuyoruz esasında.
Babasına karşı duyduğu nefretin onu başarılı olma kavramından nasıl uzaklaştırdığını, kendini bulamamasında önemli bir etken olduğunu okuyoruz. Ona benzemekten korkan ama yaşamındaki baba kavramı ve o kavramın getirdiği bir takım özelliklerden kurtulamayan bir karakterdir C. Ve bunlar onu tutunamayan, aylak bir duruma getirmişti.
Annesini küçük yaşta kaybettikten sonra teyzesini bir nevi anne yerine koymuştu. Küçüklüğündeki en değerli figür teyzesiydi. Öyle ki teyzesinin mavi gözleri hayatına giren kadınların bir çoğunun ortak özelliği haline gelmişti. Ve hayatında da gerçek sevgiyi arar. Teyzesinin ona gösterdiği ilgiyi.
Kitap bana Oblomov ve Meursault karakterlerini hatırlattı. Okurken aklım bu karakterlere gitti hep. Birde "Issız Adam"
filmini getirdi.
Üzüldüğüm