Adı:
Gora
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107192
Kitabın türü:
Çeviri:
Adnan Cemgil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Nobel Ödüllü, Hint edebiyatının büyük yazarı... Dünyanın pek çok diline çevrilmiş ve milyonların kalbine dokunmuş bir yazar Tagore. Ve Tagore'un en önemli eseri kabul edilen Gora, insanın kendisini arayışının romanı. Keşif, cesaret ve aşk, zengin felsefi içerikle birlikte genç kuşağın ilgisini çekmeye ve sevgisini kazanmaya bir kere daha hazır. İşte bütün yalınlığı ve güzelliğiyle üstün lirizm içinde aktarılan mistik duyuşlar... İşte birer yaşayan ve canlı varlıklar olarak kadın ve erkek kahramanlar...

Bu kahramanların duygu ve şiir yüklü iç dünyaları... özgün ve yeni bir teknikle romana dökülmüş Hint gerçeği. Hindistan'ın bağımsızlık ideali. insana karşı duyulan ölümsüz sevgi. Bir incelik ve inanç romanı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 100 Temel Eser arasında kabul ettiği Gora, Kapı farkıyla... Birçok önemli eseri Türkçeye kazandıran Adnan Cemgil'in çevirisiyle... Herkes için... Bir okuma şöleni...
520 syf.
·317 günde·10/10 puan
Herkese iyi geceler dilerim sevgili dostlar. Böyle değerli altın değerinde bir eserin incelemesini size yazarken çok heyecanlıyım. Çünkü dostlar cidden kıymete değer muazzam bir eser. Eseri anlatmadan bunu başta demem saçma gelebilir size ama inanın okuduğunuzda mübalağa yapmaya ihtiyaç duyuyorsunuz. İhiim neyse sözü uzatmadan konuya giriyorum.

Şimdi kitabın adına ilk bakınca
Sevgili Tagore bize ütopikk bir dünyadan bahsedecek sandım. Ama alakası yok. Cem Yılmaz'ın filmiyle karıştırdım sanırım biraz bu yüzden öyle algıladım. Ama kitabın içine girince kendinizi Hindistan'da acayip bir dünyanın , tuhaf bir kültürün içinde buluyorsunuz. Mistisizmi , felsefesini dibine kadar size hissettiren bu eserde baş karakter Gora gibi görünse de daha çok Binoy ile karşılaşıyorsunuz. Hatta bir yerden sonra Yazarın neden böyle kaba saba bir adama kitap ismi verdiğini düşünüyorsunuz ama kitabın sonunda bunu anlıyorsunuz. Şimdi spoiler vermeyeyim. İngiliz baskısı altında olan Hindistan'da adaletin, gelenek göreneklerin aşk ile çatıştığını ve aşk ile yola girdiğini bazen yoldan çıktığını görüyoruz. Bazı durumlar istediğimiz gibi girmiyor hatta. Yazar neden böyle yaptı, neden o değil de buna böyle kader biçti diye kızıyorsunuz ama sonra roman ilerledikçe Yazarin kuvvetli bir kurgu ve kuvvetli bir yakıştırma yaptığını anlıyorsunuz. Kitabın olumsuz yanı bazen aşırı derecede felsefik konuşmalar içeriyor hatta bazen o konuşmaların içinde bambaşka şeyler düşünüyorsunuz kendinizle alakalı sonra o düşünceden çıktığınizda "ulan adam ne demişti dur yeniden okuyayım" diyorsunuz. Tagor'un romancı yanı çok güçlü cidden; dilini çok etkileyici kullanmış ama keşke o kadar çok felsefik söylemler olmasa diyorum yine yeniden. Çünkü bu konuşmalar bazen şunu söyletiyor size "yahu adeta bir felsefe kitabı bu ne , gerçeklik nerede?" Çünkü gerçek hayatta kimse öyle felsefik konuşmaz kimseyle ya da yedi/yirmi dört konuşmaz. Neyse işte dostlar konudan saptim devam edeyim. Roman içinde kadınlar ve erkekler üzerinden bir çok değişik düşüncelere rastlayabilirsiniz. Yazar bunlari eleştirmek için iki zıt karakterin ağzından durumları güzel izah etmiş. Kitapta milyonlarca alıntı var diyebilirim. Her yerini çizmek istiyorsunuz resmen. Ama benim en sevdiğim ve kendime en yakın bulduğum ve aklımda kalan alıntı şuydu:

"İnsan başkalarını sınarken kendi de sınanır."

Gerçekten de öyle diyorsunuz bu cümleyle karşılaştığinizda. Sözün özü kitap mânâ denizinden çıkmış bir inci niteliğinde. Okumanızı şiddetle ve büyük bir arzu ile öneriyorum. Keyifli okumalar dilerim okuyacak olanlara. E o zaman ben kaçtım. İyi zamanlar dilerim dostlarım..
495 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
1913 yılı Nobel Edebiyat ödülünü Rabindranath Tagore'ye kazandıran kitap. Öncelikle şunu söylemeliyim. Kitap, sadece bir roman olarak algılanmamalı, aynı zamanda Hindistan'daki tüm olumsuzluklara karşı bir başkaldırı kitabı olarak ta değerlendirilmelidir.

Kitapta,gelenekçi ve çok katı kurallara sahip bir din olan Hinduizm ile daha ılımlı ve daha farklı bir yapıya sahip Brahmoizm'in birbiriyle olan, acımasız çatışması içerisinde yaşanan insan ilişkileri anlatılıyor.Tabiiki İngiliz yönetimi altında olmanın getirdiği olumsuzluklar da zaman zaman gündeme geliyor.Bütün bunlara bir de toplumun tümüyle karşı çıkacağı bir aşk hikayesini ekleyin.İşte size Gora.

Kitap, genelde akıcı bir dille yazılmış olmasına rağmen, özellikle Gora'nın tartışmaları ve konuşmaları sırasında uzun, dini ve toplumsal düşüncelerden oluşan felsefi cümlelerden dolayı zaman zaman sıkıcı bir şekle bürünebiliyor. Ama bu bölümlerin, kitabın temelini oluşturduğunu da unutmamak gerekiyor.

Uzun ve kapsamlı bir kitap olmasına rağmen,insanı öyle bir içine alıyorki, okumaya ne zaman başladığınızı ne zaman bitirdiğinizi farkedemiyorsunuz.
Hint kültürü ve yaşam tarzıyla ilgili neredeyse tek başına bir kültür hazinesi niteliği de taşıyan bu muhteşem kitabın, mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğu düşüncesindeyim ve okunmasını tavsiye ediyorum.
512 syf.
·4 günde·Beğendi
Hindistandaki kast sisteminin getirdiği adaletsizliği ve toplum kutuplaşmasını, kadın-erkek eşitsizliğini bilge bir şekilde eleştirirken, mistik ve şiirsel dil kullanması beni farklı dünyalara götürdü. Sevgiyi felsefik ve lirik anlatımı bana kendimi incelik yüklü bir bulutun üzerindeymiş gibi hissettirdi.
Kitaptaki karakterlerden en az birinde mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız.
520 syf.
·9/10 puan
Kitap baştan sona çatışma ile dolu. Kadınların toplumdaki yeri ve din üzerine çatışmalar daha çok. P.K filmini yakın zamanda izlemiş olmanın da etkisiyle aşırı derecede beğendim. Akışı, dili, üslubu sade. Ufak tefek, şimdi bunun anlamı ne, dediğim oldu ama o da ilk defa Hint bir yazarın kitabını okumuş olmanın gereği olan bir sonuç.
Yobazca inanış hunharca eleştirilmiş. İnsanı düşünmeye sevkediyor. Dinin insanları ayıran bir etken olarak kullanılması derinlemesine işlenmiş. Kardeşin kardeşe, annenin çocuğa, arkadaşın arkadaşa olan bağlarını nasıl zedelediği konusundan yakınılmış. Zamanının Hindistan'ında kendi kültürüne düşman vatandaşları ve vatanına bağlı vatandaşların arasındaki çatışma da söz konusu.
Bu kitap nasıl bir etki yarattı kendi ülkesinde bilemiyorum. Şu an nasıl bakılıyor onu da bilmiyorum, ama evrensel bir haksızlığa başkaldırı kitabı.
Dünya insanının ortak dertleri. Nobel Ödülü almış 1913'te.
İyi ettim de okudum. Birkaç gündür ayrı bir dünyada yaşıyor gibiydim. Hep bir kalıba sıkışıp kalmanın anlamı yok, değil mi? 100 Temel Eserdeymiş hem.
Bence herkes okumalı.
512 syf.
·18 günde·Beğendi
Aslında kitap isminden dolayi uzun bir zamandır bana çekici gelmemişti.Ama okuyunca bitmesine üzüldüğüm kitaplar arasına girdi.

Kitap başlığı içindeki baş karakterlerden birinin -hatta baş karakter diyebilirim- adının kısaltması.

Roman, hinduizm ve brahmanizm üzerine yazılmış.Yazar, iki düşünce yapısındaki farkliliklari, bu düşüncelere mensup insanların ne gibi zor durumlarda kaldıklarını gayet akıcı bir dilde yazmış.

Karakterlerin düşünce yapıları ufkunuzu genisletebilecek seviyede.

Ve bu romanda aşk, çok zorluklarla karsilassa da o kadar güzel cümlelerle ifade edilmiş ki okurken yüzünuzde tebessüm olusturmamasi imkansız.

Kitabın bazı yerleri çok durağan sıkılabilirsiniz.Ama kitap kendine çok güzel bağlıyor.
560 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Sömürge dönemi Hindistan’ını anlatan eserde Tagore yaşadığı dönemin geleneklerine, kast sistemine başkaldırıyor.Siyasi ve kültürel bir değişimin gerekliliğini anlatmaya çalışıyor.Hint toplumunda çok arka planda olan kadını öne çıkartmaya çalışıyor.
Dinsel ayrılıkların Hint toplumu üzerindeki etkisini gür bir sesle ifade eden yazar İngiliz sömürüsünün ülkesine verdiği zararı anlatırken Hint toplumunu refaha ulaştıracak çıkış yolları da arıyor.Şartlar ne olursa olsun ülkesine karşı olan bağlılığını,inancını dile getiriyor.
Eser kahramanı Gora kendini bulma, dinini sorgulama adına çıktığı yolculukta polisin köylülere yaptığı zulmü, adaletsizlikleri kabullenemiyor.Gelenek, bağnazlık,
sömürü,adaletsizlik...Hint toplumunu aşağı doğru çeken birçok faktör var ama Tagore bizim Aytmatov’umuz gibi inancını hiç kaybetmiyor.Sevginin toparlayıcı gücüne, sihrine inanıyor.

“Her toplumun hatalı yanları ve zayıflıkları vardır ama insanlar sevgiyle birbirine bağlanıp bir oldukça toplumdaki bütün zehri dışarı atabilirler.”
487 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Bu kitap hakkında ne söylesem az kalır. Öylesine muazzam bir şekilde yazılmış ki siz sıradan bir hikaye okuyorum gibi düşünürken bir anda kendinizi Doğu-batı, din karmaşası, insanların yanlış seçimleri, birbirlerine karşı önyargıları ve dahası... Bir kitap düşünün en acı şekilde milletini ( hatta herkesi) eleştiriyor ve bunu yapabildiği en yoğun şekilde yapıyor. Sayfalar çok olmasına rağmen, okurken araya günler girmesine rağmen; elime aldığımda aynı tadı veren bir eser. Çok sürükleyici ve dilini benimseyeceğimiz inanılmaz bir eser. Başarılı bir şekilde işlenen konu hem evrensel hem de mütemadiyen yaşayan bir olgu. Hiç bir zamanda bitmeyecek, sırf bu yüzden tekrar tekrar okunmalı.
584 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir kitap düşünün Hindistan’da geçen; farklı coğrafya, Hinduizm, Brahmoluk gibi farklı inançlar ve mezhepler, bizimkilerden oldukça farklı toplum yapısı, gelenekler, kast sistemi. Hiçbiri hakkında derinlemesine ya da belki yüzeysel bir bilginiz yok. Kitabı okumaya başlıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki sanki bizi anlatıyor. Birey olamamış, dinin ve toplumun zincirlerine bağlı kahramanları okuyorsunuz. Ne kadar özgürler acaba yaptıklarında veya yapabileceklerinde? Batı edebiyatını düşününce, yaptıkları birçok şeyde özgür karar alabilen, özgürlüğü tabiri caizse dibine kadar yaşayabilen kişiler yerine toplumun adeta kölesi olmuş Hintli bireyler bizim toplumumuza daha çok benziyor.

‘’Bizim memleketimizin sosyal düzeni, neredeyse tüm yönleriyle dinsel inançlarla bağlılık içindedir.’’ (sf 464)

‘’Ve şuna inanın ki, bu topraklar üzerindeki hiçbir inanan, basit bir şeye inanmaz ve ona ibadette bulunmaz. İbadetten gelen mutluluk ve huzur, maddi boyutlardan tamamen sıyrılmakta, sonu olanın varlığında sonsuzu duymakta gizlidir.’’ (sf 469)

‘’Kişiye göre toplumun sahip olduğu güç elbette tartışılmaz. Bu yüzden onu karşısına alan, isyan eden kişi acı çekeceğini de bilmelidir.’’ (sf 474)

Kitap, İngiltere sömürgesi zamanı Hindistanında geçiyor. Kitaptaki karakterlerin hareketleri, psikolojik durumları, felsefi konuşmaları bir DOSTOYEVSKİ romanı okuyormuşsunuz hissini veriyor. Konu olarak kitabın adı da olan Gora, inançlarına sıkıca bağlı, çevresini etkileyen, uzun boylu ve beyaz tenli bir Hindu. Fakat aynı derecede kültürlü, iyi İngilizce bilen en yakın arkadaşı olan Binoy’un üzerinden daha çok ilerliyor kitap. Binoy’un şans eseri gördüğü bir kaza sonrası Pareş Babu ve kızı ile tanışmasından sonra gelişen olaylar anlatılıyor sonrasında. Pareş Babu, Brahmo Samaj’ın bilinen ve saygı duyulan ileri gelenlerinden birisi.
Brahmo Samaj; İngiltere hakimiyetindeki Hindistanda, Hıristiyan misyonerlerin Hindular arasında dinlerini yaymaya başlamalarından sonra XVIII.’da Raja Ram Mohan Roy tarafından kuruluyor. Hinduizm içinde bulunan ruh göçü, çocuk evliliği, dul kadınlık uygulaması, putlara tapmaya karşı çıkıp tek Tanrı inancını getiriyor. Debendranath Tagore bu inanca katılanlardan. Peki Debendranath Tagore kim derseniz, yazarın yani Rabindranath Tagore’nin babası.

Son yıllarda benzer konuya değinen Amir Khan filmlerini düşünce, 1910 yılında yayınlanan, 1913 yılında yazarına Nobel ödülünü kazandıran kitabın güzelliği daha da ortaya çıkıyor. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim.

Son söz olarak, çok sevdiğim Eskişehir’in çok sevdiğim kitapçısı İnsancıl’ın markası olan DORLİON YAYINEVİ’nin kendisine hiç yakışmayan, hemen her sayfasında harf, basım, imla hatta cümle hataları olan bu kitabı okumayı düşünenlerin başka bir yayın evinden okunmalarını öneririm.
512 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10 puan
More things change, more they stay the same. This is a wonderful work of fiction (and philosophy). It was like a breath of fresh air for me, because when I read enough petty books and start wondering if maybe reading just got boring or maybe I can't quite feel like books are so grand anymore, or maybe I'm just not as impressionable, I stumble upon something like this and realize that everything is still fine with the world of books, and all I've been longing for is simply just a really good, deep read. This is precisely that kind of book, and it really impressed me how Tagore transported me into the whirlwind of thoughts and ideas that shaped the 19-20th centuries in India.
Tagore’s Gora is a profoundly Indian book. It questions the identity of each of its characters as the well as the Indian nation. Caste, tradition, filial piety, patriotism and marriage are all philosophical addressed in the novel. Tagore examines the difference between religion and religious fanaticism. Tagore compares and contrasts relationship between: fathers and daughters, ruler and ruled, society and individual.
Binoy is an intelligent young man who lives in the shadow of his best friend Gora. Gora is an orphan that is raised in an orthodox Brahman family but was unaware of it. He is intensely patriotic but does heed caste rules. Around this time, a reformist movement is established “Brahmo Samaj” to counteract orthodox Hinduism as well as Christian attacks against polytheism and idol worship. Although Hindus and Brahmos lived side by side they observed different traditions. Brahmo women had more liberty than Hindu women. Binoy, being a good Samaritan, helps an injured neighbor (Poreshbabu) find a doctor. Poreshbablu is a moderate Brahmo, who philosophically advocates the middle road. Thus begins his acquaintance with a Brahmo family. He becomes a frequent visitor to their household. Their two elder daughters Lalita and Sucharita captivate his intellectual curiosity. In return they get an earful about his friend Gora. Gora become acquainted with the Brahmo household. After encountering Binoy and Gora, Sucharita rejects her predetermined suitor: Haribabu. The Brahmo family is invited to an English magistrate party. Gora visits villages outside of Kolkata and rebels against English tyranny. Lalita realizing the misdeeds of the British rebels by leaving her family and escaping the party with Binoy. Her action is scandalous by any standard. Her image and her family’s image are tarnished. Binoy protects Lalita, and eventually marries her. Both of them are abandoned by their respective communities. Gora’s mother (Anandamoyi) and Lalita father supports both the bride and groom. Gora mother considers Binoy her son. Eventually Sucharita is facing another suitor picked by her cunning aunt. Gora realizes his true identity and marries Sucharita.
Apart from perfectly balanced plot of philosophy and fiction, I loved the character building of the novel. All the characters are strong and perfect fit in the plot. The transition of the lead protagonists is perfectly portrayed. The supporting characters of the novel are impactful, and have their own significance in the plot. Especially the characters of Poreshbabu and Anandmoyi. All the characters get their space properly and along with the sub-plots gets the most perfect enclosure I have ever read.
If Dickens is the master of plot then Tagore is the master of character. Although Gora is slow in the beginning, plot thickens in the middle. The writing is lyrical an almost poetic in nature. Gora represents nationalism, Binoy intellectualism, Lalita feminism, Poreshbabu wisdom, Anadamoyi motherhood, and Borodasundari orthodoxy. Tagore speaks through Poreshbabu. Overall a five star read.
520 syf.
·47 günde
Romanın başlıca karakterleri hakkında kısa bir bilgi ile başlamak istiyorum.

Gora: Romana adını veren kahraman. Konuşma ve etkileme yeteneği olan bir toplum lideri. Eğitimli. Hinduizm'e mensup. Hindistan'a bağlı, idealist bir genç. Ona göre kadınların toplumda çok da söz hakkı olmasına gerek yok. Zamanla Şuşarita'ya aşık olur. Ancak din farklılıkları yüzünden aşkını kalbine gömmeye karar verir. Aynı kararı arkadaşı Binoy almadığı için onunla bağları koparmaya hazırdır.

Binoy: Gora'nın en iyi arkadaşı, o da bir Hindu ve eğitimli. Gora'nın her bir sözüne davranışına hayran bir kişilik. Gora'nın tüm öğretilerini sorgulamaksızın kabul eder. Zamanla Lolita'ya aşık olur. Lolita ile tanıştıktan sonra, sorgulama ve farkındalıklar konusunda değişime uğrayarak, Gora ile fikir çatışmalarına girer. Başlangıçta Hinduizme derin bağlalarla bağlı iken, Lolita'ya aşık olduktan sonra, farklı dinlere mensup olmaları evlenmelerine mani olduğu için Brahmo Samaj'a (Hindistan’da dinir bir topluluk) geçmeye karar verir. Ancak Lolita'nın karşı çıkmasıyla son anda buna gerek kalmaz ve her ikisi de ailelerini, sevdiklerini ve hatta Hindistan'ı karşılarına alarak evlenirler.

Pareş Babu: Brahmo Samaj cemaatine mensup. İyi düşünebilen, güçlü, eğitimli ve saygın bir kişilik. Kız çocuklarının eğitimli, toplumda söz ve yer sahibi olmasını savunan biri. Kızı Lolita ile Binoy'un evliliklerine karşı çıkmadığı ve cemaatinin bağnaz kurallarına uymadığı için afaroz edilir.

Suşarita: Eğitimli, Pareş Babu'nun yeğeni. Başlangıçta Brahmo Samaj üyesi iken, Gora'ya olan aşkı uğruna Hinduizme yönelen, teyzesinin de baskın öğretileriyle, sevdiklerinin etkisinde kalabilen, sabırlı ve arada kalmaya yatkın biri.

Lolita: Eğitimli, güçlü, aykırı ve inatçı bir karakter. Özgün bir kişilik. Aynı zamanda sorgulayıcı. Geleneklerle ve özgürlüğünü kısıtlayıcı kurallarla mücadele eden baskın ve kararlı bir karakter. Pareş Babu'nun kızı.

Bayan Baroda : Bağnazlık derecesinde Brahmo Samaj'a bağlı. Hatta öyle ki Hindu ile Brahmo evliliğini kabul etmeyen cemaate o kadar bağlıdır ki kızının düğününe bile katılmaz.
Onun için modern, ilerici ve çağdaş olmak, İngilizlere özgü davranışları sergileyerek benimsemekten geçmektedir.

Anandamoyi : Gora'nın annesi, Binoy'un manevi annesi. Tam bir fedakar anne. Kendisi bir Hindu olmasına karşın, cemaatin dayattığı bağnaz ritüellere uymadığı için Hristiyan olmakla suçlanır. Şevkatli, sevecen ve ılımlı bir kadındır. KAst sistemine ve sınıfsal farklılıklara şiddetle karşı çıkar.

Krişnadayal : Gora'nın babası. Kendini Hindu dinine adamış, sofu bir adamdır.

Harimohini : Suşarita'nın teyzesi.. Başından bir sürü kötü olay geçmesine rağmen, kadın olmanın yaşadığı toplumda ne gibi eziyetler ve üzüntüler doğurabileceğini birebir yaşamış olmasına rağmen, yaşadıklarından hiç bir ders çıkarmadan, kast sistemini ve bağlı bulunduğu cemaatin tüm yaptırımlarını sonuna kadar kabullenmiş bir kadın.

Evet bu karakterlerden bahsederken aslında kitapla ilgili bir fikir oluşmuş olabileceğini düşünüyorum zihinlerde.

Hikayemiz Hindistan'ın Bengali topluluğun yaşadığı Kalküta'da geçmektedir. Genel hatlarıyla yukarıda bahsettiğim kişiler arasında kurgulanmıştır. Tabi beş yüz sayfalık kitap tamamen bunlardan ibaret değil. Kitabı okurken, Hindistan'ın kast sistemini ve sorunlarını okuduğunuzu düşünürken, aslında pek çok konu da başka ülkelerde de benzer belirgin özellikler taşıdığını göreceksiniz. Okunabilir akıcılıkta ve kurgusal bir yapıya hakimdir. Hindistan hakkında biraz meraklıysanız size kültürel yapısı hakkında oldukça ipuçları verir. Nobel ödüllü olması ve MEB'in 100 Temel Eseri içerisinde olması da okunmalı ya da okunabilirliği konusunda artılar oluşturmaktadır.
495 syf.
·Beğendi·8/10 puan
çok severek okuduğum kitaplardan biri,bize çok yabancı olan Hint kültürü hakkında da biraz bilgi sahibi olma imkanı buldum,günlük yaşantıları,ibadetleri,inanç şekilleri kitabın sonuna kadar ilgiyle okumamı sağladı,
512 syf.
·8 günde·8/10 puan
Öncelikle kitabın isminin neden "Gora" konduğunu merak ettiğimi söylemek istiyorum. Çünkü eğer kitabın kahramanının ismi verilecekse bu takdire isminin "Binoy" olması gerekirdi. Çünkü olaylar genelde Binoy odaklı ve onun etrafında dönüyor.

Yazarın özgeçmişine baktığınızda Hinduizm'e karşı olarak kurulan "Brahmo Samaj" dinine, cemaatine mensup olduğunu görüyorsunuz. Kitapta da sıkça Hindu-Brahmo çatışması işlenmesine rağmen Brahmoların nasıl da haksızlıklar yaptıklarını yazması ilginç geldi.

Kitabı okudukça kocaman bir kıta sayılabilecek, kalabalık bir nüfusa sahip, doğal kaynak sıkıntısı yaşamayan bir ülkenin ve o ülkenin insanlarının tarih boyunca neden tek ve bağımsız olamadıklarını anlıyorsunuz. Dini kısıtlama ve ayrımcılıklar yüzünden birbirine düşman olmuş aynı milletin çocuklarının toplumsal kısıtlamalar ve ritüeller ile nasıl da kendilerine kötülük ettiklerini görebiliyorsunuz.

Ne yalan söyleyeyim, yazarın resmine baktığımda kitabın içeriği ve doyuruculuğu konusunda hiç de umudum yoktu ama okudukça aldığı Nobel Edebiyat Ödülünü hakettiğine karar verdim.

Çok fazla olay ve hareket barındırmayan, bu yönüyle dingin ama akıcı ve düşündürücü bir kitap. Hindistan'ı bir parça anlamak için fena bir yol değil.

İyi okumalar...
"Bir Brahmo ile dindar bir Hindu arasında ne fark vardır oğlum? İnsanların kalplerinde kast sistemi yoktur; Tanrı insanları bir araya getirir ve Tanrı'nın kendisi onlara gelir. Onu uzakta tutarsak, din ve ırk farkı gözetmeden insanları bir araya getirmeye olanak var mıdır?"
Sevgi ön plana çıktığında kalp, yönetimi öyle tatlı bir yumuşaklıkla ele alır ki mantık bunun karşısında utançla gizlenmek zorunda kalır. Ama temelde bir aksaklık varsa, zeka bunu gidermekte yetersiz kalır ve bunun sevgi mi, yoksa nefret mi olduğu, mutluluk mu, yoksa acı mı verdiği anlaşılamaz.
Utanç ya da zafer duygularımızı, yabancı kıstaslara göre yapılmış önemsiz karşılaştırmalara dayandıramayız. Ana vatanımız, geleneklerimiz, inancımız ya da kutsal yazılarımız yüzünden ne başkalarından ne de kendimizden özür dilememiz gerekmez. Bütün gücümüz ve gururumuzla, anavatanımızın bütün sorumluluğunu üzerimize alıp ülkemizi ve kendimizi aşağılamalardan korumalıyız.
Bir çiçek, sihriyle üzerinde tomurcuklandığı dalın görünümünü nasıl değiştirirse, şiir de dinleyiciyi öyle değiştirir.
"Bu kralın değil, kanunları çıkaran insanların hatasıydı. Rüşvet alan vicdansız yargıçlar hâlâ var. Ama bugünkü sistemde, ister davacı olsun, ister davalı, ister suçsuz olsun, ister suçlu, adalet için krala giden bütün şanssız insanlar haksızlığa uğrama tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Bunun da ötesinde, krallığın temsilcilerinden biri davacı ve benim gibi sıradan bir insan davalı olduğunda, bütün savcılarla avukatlar kralın tarafını tutuyor ve bizler kaderimizle baş başa kalıyoruz. Devlet haklı olduğuna inanıyorsa, neden krallığı savunması için avukat atıyor? Eğer bunu sistemin gereği olduğu için yapıyorsa, neden karşı tarafa da bir avukat atanmıyor? Bu hükûmet politikası mı, yoksa ülkenin insanlarına açılan bir savaş mı?"
"Eğer böyle bir hükûmetin yönettiği ülkede halk haklarını savunmak ve özgürlüğe kavuşmak için bir servet harcamaya zorlanıyorsa, ben adaletin yerine gelmesi için tek bir pis bile vermem."
Soyut görüşler de somut gerçekler kadar güçlüdür, ama insanlara aşılanmak istenildiğinde kesinliklerini yitirirler.
Görmüyor musunuz? Bu konularda hepimiz geleneklerin tutsağıyız. Her şeyden önce, kadını evinin dışında görmekten büyük bir rahatsızlık duyuyoruz çünkü buna alışkın değiliz. Sonra da kendimizi haklı çıkarmak için bunun ahlak kurallarına aykırı, uygunsuz bir şey olduğunu söylüyoruz. Her şeyin temelinde gelenekler vardır, savunulan düşünceler yalnızca bahanedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gora
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
520
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107192
Kitabın türü:
Çeviri:
Adnan Cemgil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Nobel Ödüllü, Hint edebiyatının büyük yazarı... Dünyanın pek çok diline çevrilmiş ve milyonların kalbine dokunmuş bir yazar Tagore. Ve Tagore'un en önemli eseri kabul edilen Gora, insanın kendisini arayışının romanı. Keşif, cesaret ve aşk, zengin felsefi içerikle birlikte genç kuşağın ilgisini çekmeye ve sevgisini kazanmaya bir kere daha hazır. İşte bütün yalınlığı ve güzelliğiyle üstün lirizm içinde aktarılan mistik duyuşlar... İşte birer yaşayan ve canlı varlıklar olarak kadın ve erkek kahramanlar...

Bu kahramanların duygu ve şiir yüklü iç dünyaları... özgün ve yeni bir teknikle romana dökülmüş Hint gerçeği. Hindistan'ın bağımsızlık ideali. insana karşı duyulan ölümsüz sevgi. Bir incelik ve inanç romanı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 100 Temel Eser arasında kabul ettiği Gora, Kapı farkıyla... Birçok önemli eseri Türkçeye kazandıran Adnan Cemgil'in çevirisiyle... Herkes için... Bir okuma şöleni...

Kitabı okuyanlar 469 okur

  • Samet Mko
  • İmren Atıcı Uzunoğlu
  • Aslıhan Murat Beşiroğlu
  • Siyahımsı
  • Meral Tezcan
  • Hulya toydemir
  • Ceren Ay
  • Sefa Akgül
  • MhsM
  • sümeyye yağan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.8 (6)
9
%4.5 (7)
8
%5.7 (9)
7
%1.3 (2)
6
%1.9 (3)
5
%0.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0