Mektep, bilgi imal eden bir fabrika halinde çalışmasın ve gençlerin yalnız zekâları üzerinde kalmasın, iradeleri üzerinde de dursun ve onların ruhi terbiyelerini yapsın. Çünkü insanın kıymet ve kuvveti, bilgisinin genişliğinde olmaktan çok, benliğine sahip ve iradesine hâkim olabilmesinde; iyi huylarında ve ruhi terbiyesindedir.
Gençlerimizin bir çoğunun usanıp bezmesinin, cesaretinin kırılıp ruhi perişanlığa düşmesinin sebeplerinden biri ve belki başlıcası budur. Yani bir taraftan çalışıp öğrenmenin yolunu ve usulünü bilmemezlik, diğer taraftan da manevi destekten mahrumluktur. Eminim ki, bu boşluğu ve mahrumluğu bugün her genç duyuyor ve acısını çekiyor. Bunu bizler de duyduk ve çektik. Çünkü bizler de talebe olduk ve fikrî hayatın çıraklığını yaptık.
Öğrendiklerimle amel ettim ve ediyorum diyemem. İlim maalesef amelî müstelzim (gerektiren) değildir. İnsan, mesela sigara ve içkinin sıhhat için ne kadar zararlı şeyler olduğunu bilir de bilgisiyle amel edip bu iptilalardan kolayca vazgeçemez. Zira ilmin kaynağı zekâ, amelinki ise iradedir. İrade terbiyesinin hakkiyle mahsul verebilmesi için ona erken başlamak lazımdır. İtiyatlar (alışkanlık) kökleştikten ve huylar iyice yerleştikten sonra bu terbiye gayet güçleşmekte ve mahsul vermek için bir Eyüp sabrı istemektedir.
Yazar tasvirleriyle oldukça başarılı. Okurken çok kolay bir şekilde gözünde canlanıyor. Olay örgüsü de gayet iyiydi. Kitap oldukça etkileyici. Sonu bu şekilde bitmeseydi keşke kitabın sonlarına doğru okurken boğazım düğüm düğüm oldu. Mutlaka okunması gereken bir kitap.