Uzun bir aranın ardından geri döndüm.
Yazarın okuduğum 3. kitabı. Bana göre yazar cidden gerilim türünde en iyilerden.
Gelelim konusuna..
Kitap, eşi Abby’nin arabasını uçurum kenarında kapısı açık halde terk edilmiş bulan yazar Grady Green’in hikayesini anlatıyor. Karısının kayboluşundan bir yıl sonra Grady, hem yas tutmak hem de yeni kitabını yazmak için İskoçya’da izole bir adaya taşınıyor. Ancak orada karısına ikiz kadar benzeyen bir kadını görmesiyle işler çığırından çıkıyor. Gerçekle hayalin birbirine karıştığı, evlilik ve intikam üzerine kurulu sarsıcı bir gizem."
Kitap gerçekten çok iyiydi. Bazı yerlerde şok üstüne şok yaşadım. Kitabı okurken bir yandan ilerleyen bölümleri biraz önden okudum. Adanın atmosferi ve gerilimi çok iyiydi. Kitabın verdiği mesajlar da çok iyiydi.
Kitabın sonuna doğru cidden ”Ne ! Nasıl yani diye şok oldum. Gradynin bölümlerini okurken o çaresizliğini ve korkusunu hissediyorsunuz. Genel olarak beğendim.
Ama okuma sürem çok uzun sürdüğü için kitap elimde süründü ve kitaptan bazen koptum. Ben açık ara farkla ilk iki kitabı daha çok beğendim. Özellikle Ne yaptığını biliyorum isimli kitabını. Her neyse.
Sizde reading slumpta olduğunuzu düşünüyorsanız bu kitaba şans verebilirsiniz.
”Umarım uykunda ölürsün.”
“Kadınlar eşlerinin değişeceğini düşünürler ama öyle bir şey olmaz.”
Kocalar da eşlerinin hiç değişmeyeceğini düşünürler ama tam tersi geçerlidir.”
"Hiçbir ebeveyn çocuğunu toprağa vermek zorunda kalmamalı.
“Gerçek, kurgudan daha şaşırtıcıdır ve genellikle kurgudan daha fazla can yakar.”