”Bu mükemmel evin tek bir kuralı vardı:
Sakın kapalı kapıların ardına bakma...
Eveeeeeet hiç ara vermeden serinin ikinci kitabını da okudum. Ve hızlıca bitirdim. İlk kitap gibi tabiki bu kitabı da çok beğendim.
Serinin ana karakteri olan Millie bu defa Garrick ailesinin ultra lüks çatı katı dairesinde temizlikçi olarak işe başlamıştır. Görünüşte herşey normaldir fakat Douglas Garrick'in eşiyle karşılaştığı sırada şok olmuştur. Wendy Garrick'in yüzü gözü mosmor vaziyettedir. Millie bu duruma çok üzülür ve öfkelenir. Israrla Wendy Garrick'in eşinden kurtulması için harekete geçmeye karar verir.
Aynı zamanda sosyal hizmetler bölümünü okuyan Mille, Enzo ile birlikte olduğu zaman diliminde eşinden şiddet gören kadınları kurtarmak için hayatlarını riske atarlar.
Enzo Annesinin rahatsızlığı nedeniyle İtalya'ya dönmek zorunda kalır. Millie Enzo'dan ayrıldıktan uzun bir aradan sonra Brock adında biriyle tanışır.
Enzo annesinin vefatının ardından sürpriz bir şekilde Millie'nin yaşadığı ülkeye geri döner. İnsanların yardımına ölümüne koşan muhteşem ikili olan Millie ve Enzo Wendy Garrick'i kurtarabilecek midir?
Açıkçası hiç böyle bir son beklemiyordum. İçinde birden ters köşe vardı. İlk kitap ne kadar heyecan vericiyse bu kitapta aynen öyleydi. Gerçekten okumak isteyen olur diye daha spoiler olmaması için daha fazla yazamıyorum. Bence bu kitabı mutlaka okuyun
Bu kitap ile ilgili ana düşüncem gerekli şartlar sağlandığı takdirde herkesin herşeyi yapabileceğidir.
#alıntılar
“ Ama kafamın içinde bir ses belki de korkmam gerektiğini söylüyordu. Douglas Garrick'i fazla hafife almanın ölümcül bir hata olacağını.
“ Kim olduğumu biliyordu.”
"Lavaboda kanlı bir el izi vardı.”
Hayatımda sadece bir kez işverenimle ilişkim olmuştu ve o yola bir daha asla ama asla girmeyecektim.
Bunu yapacağıma penseyle dişimi çekmeyi yeğlerdim.