Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Karacaoğlan der de kondum göçülmez
Ecelin şerbeti acı içilmez
Üç derdim var birbirinden geçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
"Bu ne biçim insandır ki... Bilmez mi ki aşık kısmına dokunmak olmaz. Hem aşık kısmının kalbini kırar hem de gönlünü almaz. Varıp gübreliğe konan kargalar, has bahçede gül kadrini ne bilir. Sonradan sonraya beyliğe yeten, zalim olur el kadrini ne bilir."
Köroğlunun yüreğinden bütün iyilikler geçerdi de bir gün ermişliğe ulaşacağı hiç mi hiç geçmezdi. Yeter ki insanın içinde iyilik olsun, onun erişemiyeceği hiç bir yücelik yoktur. İnsan, gönlü kadar büyüktür. Köroğlu gençti, bunu bilmiyordu.
"Oğlum, o içtiğin köpükler helal olsun. Ama kıymetini bil. İçtiğin köpüğün yeşili seni aşık etmiştir. Şimdi sen bundan böyle bir hak aşığısın. Bundan sonra teller elinde ses verir, sazının üstüne saz, sözünün üstüne söz gelmez. Sarı köpük sana kırk manda gücü vermiştir. Sırtını hiç kimse, hiç bir insanoğlu yere getiremez. Dünya durdukça da bileğini bükecek insan yeryüzüne gelemez. Üçüncü köpük, ab-ı hayattır. Sen gayri ebedi hayata kavuştun. Sen ölümsüzsün. Dünyanın sonuna kadar yaşayacak, kıyamət gününü de göreceksin. Var yolun açık olsun. Ama şu Bolu Beyinde de öcümü korsan, babalık hakkım sana haram olsun. On parmağım yakandadır," dedi. Gözlerinin açılmadığına üzüldü ama oğlunun da şah yiğit olmasına o kadar sevindi...
Sayfa 66 - Cem Yayınevi - Köroğlu Efsanesi·Kitabı okudu