"Hayatım baştan sona yanlış," diye düşünüyordu Bay Fusi. "Kimim ben? Küçük bir berber. Ola ola bunu oldum. Doğru dürüst bir yaşamım olsaydı, bambaşka bir insan olurdum!"
Bu doğru dürüst hayatın nasıl olacağına gelince; bunu Bay Fusi'nin kendisi de bilmiyordu. Resimli dergilerde görülen, biraz lüks ve biraz da görkemli bir şeyler hayal ediyordu yalnızca.
"Zengin olmak marifet değil," derdi Momo'ya. "Her isteyen zengin olabilir. Birazcık zenginlik için hayatlarını ve ruhlarını satanların haline bir baksana ne hale gelmişler! Yok. Ben onlar gibi olmak istemem. Varsın bazen cebimde kahve param olmasın. Ama yeter ki hep aynı Gigi kalayım!"
Bak Momo," derdi, "ne oluyor, biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor."
Beppo bu kadarcık laftan sonra bile önüne bakarak bir süre susar, sonra devam ederdi: "O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hâlâ upuzun bir şekilde seni bekliyor."
Susup biraz daha düşündükten sonra sürdürdü konuşmasını: "İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge. İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı.”
Uzun bir süre susup yeniden konuşmaya başladı: "Bir de bakarsın ki adım adım bütün yolu bitirmişsin. Nasıl olduğunu anlamadan ve yorulmadan."
Başını önüne eğip sözünü noktaladı: “Önemli olan da budur."
Beppo’nun sorulara yanlış bir cevap vermemek için bu kadar uzun düşündüğünü bilirdi, çünkü beppo’ya göre ,dünyadaki bütün anlaşmazlıklar kasıtlı ya da kasıtsız,aceleye getirilerek söylenmiş bir takım yalan yanlış sözlerden kaynaklanıyordu.