Bizim şarabımız Allah aşkıdır, onunla sarhoşuz.Bizim meyhanemiz yıkılmaz, çünkü temeli ezeldedir.Ey saki! Bize öyle bir kadeh ver ki,İçinde ne akıl kalsın, ne de dünya tasası... (Rumi)
Gerek yok her sözü laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana. (Hz. Mevlana)
Reklam
İyi idare ettin gerçekten. Kimseye belli etmedin. Çünkü insanların bu kadar güçsüz olduğunu görmesini istemedin. Başkalarına iyi gelirken, kendine hayrı dokunmayan sana konuşuyorum. Bir tarafın hep şunu söyledi. Ben daha kendi bataklığımdan çıkamamışım. Başkalarına nasıl yol gösteririm? Ve içten içe sahtekâr gibi hissettin. Sanki her an foyan ortaya çıkacakmış gibi. Ama işin garip tarafı da, şu an seni ayakta tutan şey de bu. İnsanların sana güvenmesi, sözlerini ciddiye alması, sende bir şey görmeleri. Aslında sen hem kendine hem başkalarına sevgi ve kabulü hak ettiğini kanıtlamaya çalışıyorsun. Ama fark etmediğin bir şey var. En doğru şeyi zaten yaptın. Görmek istemediğin şeyden kaçmadın. Ona dik dik baktın. Kendi kusuruna acımayı ve karanlığınla kavga etmeyi bıraktın. Çoğu insan tam burada kaybeder. Ama sen karanlığın içinde ışık olmayı seçtin. Kendi kanayan yarandan başkalarına şifa akıtırsın. Çünkü sen yaptıklarını hizmet ve fedakârlık eylemine dönüştürme yolundasın. Çünkü sen vazifeni biliyorsun ve inkâr etmiyorsun. Sen başkalarına kendinin en çok ihtiyaç duyduğu şeyi veriyorsun. Şefkati, anlaşılmayı ve alan açmayı. Ve bu şekilde hem kendini hem onları iyileştiriyorsun. Henüz tamamen iyileşmemiş olman sahte olduğun anlamına gelmez. Tam tersine gerçek olduğunun kanıtıdır. Acıyı bizzat deneyimlediğin için insanın kırılganlığını anlıyorsun. Bu da seni gerçek bir rehber yapar. O yüzden kendinden şüphe etme.
Alıntı
"Yara, ışığın içeri girdiği yerdir." Mevlana Celaleddin-i Rumi
Hayata Dair
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
“Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden sana bir ayna getirdim. Kendine bak beni hatırla.” diyor Rumi. Aşk, tam da budur. Sevdiğin şeyin içine girip, sevdiğin şey olursun. Değişir dönüşür hatta ve hatta yok olursun.
Reklam
Reklam