O günleri, pek çok 'ilkin' yaşandığı dönem olarak anımsıyorum: Baba'nın banyoda inlediğini ilk duyuşum. Yastığında ilk kez kan buluşum. Baba üç yıldır çalıştığı benzin istasyonuna, hastalık nedeniyle bir gün olsun gitmemezlik etmemişti: bir ilk daha.
O gece Baba'nın uyumasını bekledim, sonra bir battaniyeyi ikiye katladım. Seccade olarak kullandım. Başımı yere eğdim, Kuran'dan yarım yamalak anımsadığım duaları (Kâbil'de mollanın bize ezberlettiği sureleri) okudum; kısacası, varlığından hiç de emin olmadığım Tanrı'dan yardım diledim. Şu anda mollayı, imanını ve Tanrı'ya duyduğu mutlak güveni fena halde kıskanıyordum.