İnsanlar, sevgili ölülerini ne kadar büyük özenlerle mermer muhafazalarda saklasalar da onları zamanın dişlerine kemirtmekten kurtulamazlar. Çünkü onun dönüştürücü dişlerinin giremeyeceği korunaklıkta bir yer yoktur. Çünkü zaman, bir firavun cesediyle bir fare ölüsünün sonlarındaki eşitliği sağlayan güçtür. Çünkü tabiat, bir vücutta verdiğini son zerresine kadar geri alan en müthiş alacaklıdır.
Aşk iki kalbin karşı karşıya oynadıkları bir kumardır. Yenilen tarafın denizlerden, zehirlerden, iplerden, komalardan şifa aradığı çok defa olmuştur. Çünkü yaradılış yaradılışa, mizaç mizaca, ahlak ahlaka, vicdan vicdana uymaz. Sevgi, görünüşte birleştirdiği gönülleri aslında çoğu zaman türlü uyumsuzluk, nefret ve felaketler içinde kıvrandırır.
Ne kadar kötü olursan ol kendini âleme iyi göstermek, iyi belletmek yolunu bil. Şimdiki hayatın sırrı hep bu noktadadır. Yüzüne riyadan bir maske geçirerek kalbinin iğrençliklerini ört, iyiler arasına girmiş olursun. İşte şimdi biz böyle yaşıyoruz.
Dinler hafifleyip mezhepler genişleyerek çürüyen gelenekler sapır sapır döküldükçe evliliğin temelleri kalmıyor. Devletlerin yapısı gibi aile teşkilatı bozuluyor, eşin eşe, babanın evlada eski samimiyeti değişiyor, dünyada bütün akrabalıklar başka renklere giriyor, herkes birbirine yabancılaşıyor, dünyayı egoizm boğuyor. İnsanlar arasında sevgi, dostluk duygusu azalıyor.