Bazen hayatınız koltuğunuzun altına aldığınız kitabın aslında hayatınızın yazdığı bir eser olduğunu bilmeden sürprizlerle doldudur dimi başkomiserim, beyoğlu’nun en güzel abisi bu kitabı bir gün bir kez daha okuyacağım senin koltuğunun altından alıp açıp okumaya başladığın beni yazmış dediğin gibi heyacanla…senin gözünden! son sayfa ilk sayfa farklı geldi! başarılı buldum.
bizim deden kalma bir evimiz var Arnavutköy’de.Bir sürü müteahhit çaldı kapımı. Ver burayı bir apartman dikelim, üç dairesi de senin olsun diye. Hepsini de kovdum. Bahçede iki tane kayısı ağacı var. Ellerimle diktim. Nasıl izin vereyim kesilmesine! Onlar da canlı be. İki torunum var, ellerinden öper. Benim bahçe olmasa çimeni, ağacı, serçeyi tanımayacak çocuklar… Ağaç olmazsa nereye gelir serçeler?
Sanki usta bir hat sanatçısının insan yüzüne özene bezene yazdığı bir yazı. Ama vücut oranlı, omuzlar geniş, kaslar yerinde, en küçük bir komplekse kapılmadan dimdik yürüyor önümde…