“Aydın olmak; güzel kıyafetler giymek, kolalanmış yaka takmak ve başında modern bir şapka taşımaktan ibaret değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halk, sizlere okuduktan sonra iyi bir maaş almak, akşamları vaktinizi kahvehanelerde geçirmek ve sözde okuma salonlarında iskambil ya da domino oynamak üzere yetiştirmemiştir. Bu durumda bir aydın değil zeki bir küfsünüz.
Finlandiya’da milletvekili seçimlerine sadece erkekler değil kadınlar da adaylığını koyabilir. Millet Meclisi’ndeki vekiller aralarına katılan kadınların sesleriyle birlikte, eskiden düşünmek bile istemediklerini, tabiri caizse görmezden geldikleri sorunlara yeni çözümler getirmeye başladılar.
…
Avrupa’nın hiçbir yerinde yasak olmamasına rağmen, Finlandiya’da kadın ticareti yapmak yasaktır. Bu nedenle Finlandiya’da yasal hiçbir genelev yoktur.
Ayyaşlığına karşı savaş ilan edilmiştir. Doğası gereği Finlandiyalılar içkiye düşkündür, lakin hiç kimse buna teslim olmaz.
Hayır, ormandaki taze otlar gibi buranın insanı da, üstüne düşen sararmış yaprakların altından çıkmaya çabalar. Ülke, üst tabakadan alt tabakaya kadar canlıdır.
Küçük ve aşırı kalabalık sınıflarda on iki saatin sonunda temiz hava kalmazdı. Haliyle öğrencilerin dikkati dağılırdı, ders dinleyemez ve ikide bir dışarıya çıkmak isterlerdi. Öğretmenleri ise onlara kızardı. Bütün bunlar ülkenin başkentinde cereyan etmekteydi.
Sır, çalışma tarzında saklıdır. Bir tarafta öküze ve boğaya, tükenmiş bir beygire bağlı, kaba güce dayalı çalışma sistemi varken diğer tarafta on, yüz, bin kere bilgiyle donatılmış zihin ve eğitim çalışması vardır.