"...insanlar utanmadan ve en küstah şekilde Tanrı'nın kilisesine verdiği yetkiye kuşkuyla bakarken, aynı derecede Tanrı dileği olan monarşiden ve kralın kutsal kişiliğinden, bunlar isteyenin içinden zevkine göre istediğini seçebileceği bir dizi yönetim biçimi içinde iki değişken makamdan başka bir şey değilmiş gibi söz ederler ve -iş sonunda oraya kadar gelmişti- iyice ileri gidip Tanrı'nın kendisini, Her Şeye Kadir Yaratan'ın bizzat şahsını olmasa da olur gibi gösterip, kemal-i ciddiyetle, dünyada düzenin, ahlakın ve mutluluğun O olmadan da, sırf insanoğlunun kendi içinde doğuştan var olan töreciliği ve aklı sayesinde gerçekleşebileceğini ileri sürerlerken, aa... aman Tanrım, aman Tanrım! Hal böyleyken, her şeyin tepetaklak olmasına, törelerin bozulmasına, insanlığın o, varlığını yadsıdığının cezasını üstüne çektiğine de çok şaşırmamak gerekirdi aslında."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Deniz, içinde suyu, tuzu ve soğuk bir güneşi zapt etmiş, şişkin bir yelken gibi kokuyordu. Yalın bir kokusu vardı bu denizin, ama aynı zamanda büyük ve kendine özgü bir koku, öyle ki Grenouille, çözümleyip balığımsı, tuzumsu, suyumsu, yosunumsu, taze olan diye ayırmaktan kaçındı. Denizin kokusunu bütün olarak bıraktı, bütün olarak belleğinde saklayıp tadını bütün olarak duyumsadı. Denizin kokusu öyle hoşuna gitti ki, onu günün birinde saf ve katışıksız olarak ve içinde boğulabileceği kadar çok ele geçirmeyi diledi."