"KAPI"
"Hayal edebildiğiniz her şey gerçektir."
Pablo Picasso'nun bu çarpıcı sözü, ilk duyulduğunda kulağa bir şairin abartısı gibi gelebilir oysa, insanlık tarihinin en derin gerçeklerinden birini özetliyor: Hayal gücü, gerçekliğin öncüsüdür.
Düşünelim: Uçan bir makine hayal edilmeden önce gökyüzünde yalnızca kuşlar vardı. Ay'a ayak basmak hayal edilmeden önce insanlık yeryüzüne zincirlenmişti. Kablosuz iletişim, tıp alanındaki mucizeler, sanat eserleri, devrimci fikirler... Hepsi önce bir zihinde canlandı, sonra gerçek oldu.
Hayal etmek, bir çocuğun bulutlara şekiller vermesi gibi masum bir eğlenceden çok daha fazlasıdır. Hayal gücü, insanın sınırlarını zorlayan, olanı olduğu gibi kabul etmeyip "ya şöyle olsaydı" diye soran cesur bir eylemdir. Gerçekliği dönüştüren her adım, önce zihinde atılmıştır.
İlk bakışta sade bir derviş hikâyesi gibi görünse de, satır aralarında insanın kendi iç dünyasına yaptığı uzun ve meşakkatli yolculuğu anlatan manevi bir arayış romanı. Kitabın tanıtımında yer alan “İki hayatı da deneyen bir derviş, derviş olduğunun da farkında değil” ifadesi, aslında romanın temel meselesini özetliyor: İnsan, hakikati ararken çoğu zaman sahip olduğu değerin farkında değildir. Bazı eserler olaylarıyla, bazıları karakterleriyle etkiler insanı. Bazıları ise biz, okurların kalbine sessizce dokunur ve uzun süre zihnimizde yaşamaya devam eder. Kitabın merkezinde yer alan karakterler, alışılmış kahramanlardan oldukça farklı. O ne kusursuz bir bilge ne de olağanüstü özelliklere sahip biri. Tam aksine, eksikleriyle, tereddütleriyle ve insani yönleriyle karşımıza çıkıyor. Karakterin yaşadığı sorgulamalarda kendimizden izler bulabiliyoruz. Karakterlerin düştüğü çıkmazlar, verdiği mücadeleler ve içsel çatışmaları, aslında insan olmanın ortak deneyimlerini temsil