10/10
·192 syf.··
2026 350. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:35
Sözün ve anlamın gerçek ustalarından Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi'nin A'mak-ı Hayal'ini okumak, karanlık bir odada usulca bir kandil yakmaya benziyor. Bu eser, yalnızca bir roman değil; insan ruhunun ve aklının sınırlarını zorlayan, kişiyi kendi benliğinin en karanlık köşelerinden alıp varlığın en yüce hakikatlerine doğru çıkaran bir iç yolculuğun haritasıdır. Kitabı okudukça fark edilir ki Raci'nin yaşadığı bunalım, aslında modern insanın bunalımıdır. Akıl ile kalp, şüphe ile kesinlik arasında sıkışıp kalan Raci, Aynalı Baba'nın rehberliğinde madde dünyasının dar kalıplarını aşmaya başlar. Aynalı Baba, bir mürşit gibi Raci'yi, yani özüne dönmeye çalışan insanı, asıl yurduna doğru uzun ve çetin bir yolculuğa çıkarır. Roman boyunca gezegenler, burçlar, semboller ve kadim öğretiler dile gelir. Ahmed Hilmi, Hint felsefesinden İslam tasavvufuna kadar uzanan düşünce mirasını bir araya getirirken kuru bir öğüt vermeye kalkışmaz. Aksine, hakikate ulaşmanın kolay olmadığını; insanın önce kendi karanlığıyla, nefsiyle ve yokluk duygusuyla yüzleşmesi gerektiğini anlatır. Eser boyunca aydınlık ile karanlığın mücadelesi her satırda hissedilir. A'mak-ı Hayal, sıradan bir hikâye ya da yalnızca felsefi bir tartışma değildir. O, insana hem ne kadar küçük hem de ne kadar büyük bir varlık olduğunu gösteren bir aynadır. Aynalı Baba'nın üzerindeki her ayna parçası, çokluğun içinde gizlenen birliği yansıtır. Ahmed Hilmi, aklı mutlak otorite sayan modern insana, ruhun derinliklerinde saklı olan büyük hakikati fısıldar: Dünya dediğimiz şey, bir rüya içinde görülen başka bir rüyadan ibaret olabilir. Bu eser, "Ben kimim?" ve "Nereye gidiyorum?" sorularını gerçekten sormaya cesaret eden herkes için, yıllar geçse de eskimeyen bir yol arkadaşı ve güçlü bir rehber olmaya devam ediyor.
A'mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Pozitif Yayınları · 201122,4bin okunma
Bir Ada Hikayesi Dörtlemesinin İkinci Kitabı
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Zorunlu göçten kaçan insanların yeni bir hayat kurma çabası ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. “Deniz öyle durgun , öyle durgundu ki , karıncalar su içerdi “ Elimden bırakamadığım , destansı anlatımına hayran olduğum , betimleme zenginliğinde kaybolduğum kitaptır
Karıncanın Su İçtiğiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20235bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·296 syf.··
2026 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:00
Serinin II.kitabı 2 bölümden oluşuyor. Dans ve Rüya. İnsanları okuma işine devam eden kahramanımız dans bölümünde bir gece kulübünde gördükleri üzerinden insanları ve ruh hallerini tahlil ediyor. Rüya kısmında ise daha çok geçmişe , İspanya iç savaşı yıllarına dönüyor. Yoğun ve katmanlı bir anlatım var. Daha çok olay örgüsü ve aksiyon arayanlar uzak dursun kitaptan yoksa sıkıntıdan patlarlar.
Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve RüyaJavier Marias · Metis Yayınları · 2011195 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 52. kitabı
Byung-Chul Han’ın Zamanın Kokusu adlı eseri, modern insanın zamanla olan sancılı ilişkisini geleneksel "hızlanma" teorilerinin ötesine geçerek ele alan, sarsıcı bir çağ eleştirisidir. Kitap, günümüz dünyasındaki krizin sadece her şeyin çok hızlı akmasından değil, zamanın kimyasal ve yapısal olarak bozulmasından kaynaklandığını savunur. Genellikle modern çağ dendiğinde akla gelen ilk şey "hız" olur. Ancak Han, kitabın hemen başında ezber bozan bir tespitte bulunur. Bugünün zaman krizi bir hızlanma krizi değildir. Hızlanma çağının çoktan bittiğini belirten yazar, içinde bulunduğumuz durumu diskroni (zamansal bozulma/aksaklık) olarak tanımlar. Zaman, artık geçmişten geleceğe doğru akan anlamlı bir nehir ya da bir çizgi değildir. Zaman parçalanmış, minik anlara ve noktalara bölünmüştür. Her bir an, kendi içine kapalı birer "nokta" haline gelmiştir. Han buna zamanın atomlaşması diyor Eskiden zamanın bir ritmi, bir töreni veya bir yönü vardı (örneğin dinsel zaman, tarihsel ilerleme zamanı). Nokta-zaman haline gelen günümüz zamansallığında ise bir yön yoktur. Zaman adeta amaçsızca kendi etrafında dönüp durmaktadır. Hayatın çok hızlı aktığı yönündeki yaygın his, aslında zamanın yapısal olarak tutunacak bir çapa bulamamasından, yani yönünü kaybetmesinden kaynaklanır. Bir yere varmayan, ritmi olmayan bir zaman, insana kaçıp gidiyormuş hissi verir. Kitaba adını veren "Zamanın Kokusu" metaforu, felsefi anlamda süreçsel derinlik, süreklilik ve anlam ile ilgilidir. Bir şeyin kokusunun olabilmesi için onun havada kalması, durması ve bir süreye sahip olması gerekir. Nokta haline gelmiş, bir diğer anın hemen üzerine basıp geçtiği dijital ve enformasyon çağında zamanın "kokusu" kalmamıştır. Han'a göre anlatılar zamana koku verir. Dinler, mitler, büyük ideolojiler veya kişisel yaşam
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,384 okunma
Fiyasko
2/10
·400 syf.··
2026 221. kitabı
SPOİLER İÇERİR SPOİLER SPOİLER sadem'in babası üvey annesi Vilma ile evli ve sadem'i hiçbir şekilde umursamıyor sademin annesi o küçükken onları terk etmiş abisi de evi terk etmiş kitabın sonlarında abisinin öz annesinin yanına gittiğini öğreniyoruz evla sademin en yakın arkadaşlarından biri annesi takıntı derecesinde evlayı takip ediyor günlük alması gereken kaloriyi aştığında veya abur cubur vb yediğinde çok kızıyor ayrıca bunlar çok zengin evla kitabın başlarında hassas bir kız gibi duruyor ama sonradan içinde derin ve korkutucu bir öfke olduğunu görüyoruz ayrıca güngör diye biri tarafından defalarca reddedildiğini zannediyoruz ancak kitabın sonlarında meğersem başka bir sevgilisi olduğunu güngör'ü arkadaşlarına söylediği yalanların bir parçası olarak kullandığını öğreniyoruz kavin dobra bir kız ama sürekli sınavlarda başarısız oluyor annesi de başarısız olduğu için kıza baskı yapıyor zaten kitap da sadem rüya'nın kavin sınıfta kalmasın diye sınav kağıtlarını beton'dan(kimya öğretmenlerinin lakabı) çalmasıyla başlıyor buğra han sadem'e aşık ama sadem onu tanımıyor bile sademin onu tanıması beton'dan sınav kağıtlarını çalma amacıyla buğra han'ın bisikletini çalmaya çalışması ve buğra'nın ona sınav kağıtlarını çalmasında yardım etmesiyle başlıyor ardından buğra sadem'in tiyatro metni yazmasına yardım ediyor sadem evden kaçtığında yanında kalmasına izin veriyor falan şimdi sadem niye tiyatro metni yazıyor diyeceksin yazıyor çünkü sınav kağıtları çalınınca bunu telafi etmeleri için müdür yardımcısı böyle bir görev verdi sadem yıllarca platonik bir şekilde okul birincisi yakışıklı erdinç'e aşıktı ama sonra buğrayı tanıdıkça ona aşık oluyor zaten kitabın sonlarında erdinç'in gerçek yüzünü görüyor ilya kızların baş düşmanı sevgilisi de tarık ilya pembe saçlı diye
Alabora LimanlarıK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 2025128 okunma
Veyl 1 - Ucube erkek karakter ve sorunlu diger kadro
4/10
·480 syf.··
2026 4. kitabı
Merhabalaarr! (Biraz spoiler verecegim, emin degilim ama bilerek okuyun) Veyl 1 romanıyla ilgili birkaç düşüncemi belirtmek istiyorum. Hikayenin ana fikri çok güzel, suçluları suçlularla cezalandırmak falan guzel bir fikir. Ancak karakterlerimiz o kadar kotu ki okumayı iskence haline getiriyor. Zaten erkek karakter wattpad camiasındaki tum karakterlerin ozeti gibi. Hepsi birbirine benzer o ayrı da bu karakterimiz yani Kunter arkadaşımızdan bayagı nefret ediyorum. Kızımızı resmen zorla yancısı yapıyor ve bunu romantize ediyorsunuz PUHAHWBAHWHNSHE bu durumun aynısını Beyaz Leke’de de görmüstük. Bu Kunter adam zaten Beyaz Leke Tugay’ın yan sanayi hali. Bence kardesi de olabilir o ayrı mevzu, burada Kunterin etnik kokenini veya akrabalık bağlarını tartışmıyoruz. Bence cok rahatsız edici bir karakter. Kitabı okuyalı nerdeyse 7-8 ay oldu o yuzden cok detaylı hatırlamıyorum her seyi ama kunter sağ olsun iğrenc insan aklımdan cıkmamıs. Benim hayatımda veya cevremde öyle birisi olsaydı muhtemelen sikayet ederdim bir yerlere. Seni ucube kunter bu haraketlerine hicbir kız ‘dusmez’ kaba tabirle. Bilmiyorum neden bu kadar kin güttügümü sorarsanız en basta ana karakter kızımızı zorla kendi bölgesine alıyor, yine zorbalıkla yonettigi bu kaos ortamında üstüne onu yancısı yapmaya calısıyor, ve sonunda kızımızı cok seviyor herkesi asıp kesiyor ama yoook kıza gelince süt dökmüs kedi gibi onu sahipleniyor. Cok rahatsız edici bilemiyorum artık ama. Kurgu da zaten klasik wattpad plot olarak devam ediyor, güclü kadın diye yine duygusuz, tiksinilen tarzda erkekler gibi herkesi bicen bir savas makinesi iteliyorlar ilerleyen bolumlerde yan karakter olarak. Guclu kadın bu değil yazar arkadaşlar lutfen kliselerden başınızı kaldırıp bi’ sokun şunu kafanıza, anlayın artık. Tek sorun bu değil
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025502 okunma