Engin de vitrindeydi. İşte öylece, bir eli havada, başı önünde, saçları parıltılı bir manken.
Nasıl da bütünleşmişti çevresi ile. Hatta o büyük mağazanın tamamı, diğer bitişik vitrinler, üst katlar, devasa apartıman, bitişik öbür apartımanlar, boydan boya sokak, geçen arabalar, asfalt, çamurlu yollar, kül renkli gökyüzü ve kocaman tabelalar ile.
Dünya nimeti için zaaf haline düşersin. Ona doğru koşma, şükür ipi elinde ya. Her meseleye cevap veren, her gördüğünü kucaklayan, her bildiğini anlatan bir kimse mi gördün; derhal ondan uzaklaş.