Oysa zaman belki bir ömür boyu süren bir tek andır. Yalnız ve tek başınadır. İnsansa, orada, acı duyan, kuşkulu, beceriksiz, gene de içinde yitmeyen bir güven taşıyan bir yaratıktır. O tek anın cılız zarları arasında dövüşünü sürdürmektedir.
Bana ara sıra hal tercümesini anlatıyor. Yaz günlerini, sarısıcakları. Irmaktan ayrılan suyun diplerine yaydığı serinliği, gençliğinde yağmur altında ıslanmayı nasıl sevdiğini. Sonra coşuyor:
Beni bir ovada buldular
Kolum kanadım kırdılar
diye, Yunus ilâhisi okumaya başlıyor.
Hey... Hey... diyorum. Yavaş ol... Bu şiir senin değil.
Olsun, diyor. Ne zararı var. Ayrılıklardan şikâyet ediyor nasılsa. Bana da uyar, sana da.