Rüveyda

9/10
·272 syf.··
2019 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2019 23:56
Karakterlerle ilgili ipucular içermekte! Peter, Jessica, Luke, Alexia, Jeffrey, Danielle ve Anna. Hepsi de bambaşka hikayeleri olan çocuklar. Hayatlarında küçücük omuzlarına pek çok şey yüklenmiş. Bunlarla baş etmeyi öğrenene kadar böyle düşünüyorlar. Peter biraz rahat bir çocuk; yaptıklarının, söylediklerinin sebep olabileceği şeyleri öngöremiyor. Ama en son yaptığı şeyin neden olduğu olay onu epey sarstı. Jessica, babasının annesinin yerine bir kız arkadaşı koymuş olmasını kabullenmeye çalışıyor. Onu üzen asıl şeyse babasının kendisini arayıp arayamayacağı. Luke, oldukça akıllı ve çalışkan bir öğrenci. Bu onun bazen hırsına yenik düşmesine sebep olabiliyor. Alexia tam bir baş belası. Kızları birbirine düşürmek en önemli eğlencesi. Onun da babası annesi tarafından evden atıldı ama o, yarasını herkese gösterecek bir kız değil. Jeffrey'in kardeşi Down sendromluydu ve tedavisi için Jeffrey dünyaya getirilmişti. O, hastalığı yenemedi Jeffrey'den alınan kemik iliği ve kök hücrelere rağmen. Anna, annesinin 15 yaşındayken yaptığı bir hataydı(!). Evet insanlar böyle düşünüyorlardı. Ailesi dahil herkes Anna'nın annesine sırtını dönmüştü. Anna buna kendisinin sebep olduğunu düşünüyor. Danielle, şişman bir kız ve bununla dalga geçilmesinden nefret ediyor. Ailesinin aşırı dindar olması arkadaşı Anna'ya önyargılı olmalarına sebep oluyor. Bunlarla karşı karşıya kalan çocuklar yeni öğretmenleri Bay Terupt sayesinde sorunları ile yüzleşmeye; bunlara çözüm üretebilmeye; ailelerine, arkadaşlarına ve etraflarına farklı bir gözle bakabilmeye başladılar. Bay Terupt sıradan 'müfredat' öğretmeni değil. Matematik öğretmek istiyorsa bunu çocuklar için eğlenceli hale getiriyor. Sıkıcı, birbirinin tekrarı etkinlik kağıtlarıyla değil matematiği ya da diğer dersleri yaşamın içine katarak yapıyor
Sınıftan Yükselen SeslerRob Buyea · Altın Kitaplar · 2022644 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·383 syf.··
2018 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2018 23:31
Çukurova... İşte benim yeni memleketim. Adana Çukurova'ya yeni atandığım bugünlerde elime aldım "Bereketli Topraklar Üzerinde"yi. Uçakta başladım okumaya. Şöyle diyordu 8. sayfada "Emmim derdi ki, uşaklar derdi, gurbete düştünüz mü, siz siz olun, sılayı içinizden atın derdi. Atamadınız mı yandınız derdi." İflahsızın Yusuf'un emmisi bu, akıl veriyor şehir hakkında sürekli. Bu tavsiye bana da iyi geldi. Geride bırakıyorum annemi, babamı, kardeşimi, eşimi ve daha pek çok sevdiğimi, aynı zamanda başkalarına soğuk gelen ama benim çok sevdiğim şehrimi... Onlara duyduğum hasretle gözyaşlarıma hakim olmak öyle zor geliyordu ki. Yusuf'un emmisi 'düşünme' dedi bana. 'İstediğin oldu, atandın. Minicik yüreklere girmeye gidiyorsun. Düşünme sılayı. Odaklan işine.' İyiyim şimdi. Zor da olsa... Gelelim kitaba... Üç arkadaşın ekmek derdine şehre, Çukurova'ya, inmeleri ve başlarına gelenler vesilesiyle o dönemin bozuklukları anlatılıyor. Salt o döneme mi ait bu bozukluklar? Elbette hayır, hâlâ devam etmekte. İşveren tarafından işçi sınıfının ezilmesi, güçlü olanın güçsüzü ezmesi, paranın insanları satın alması, adam kayırma vs. Ayrıca kitapta 'kadın' konusunun detaylı işlendiği görülüyor. Anlatılanlar beni rahatsız etmedi değil; kullanılıp terk edilen, ticareti yapılan kadınlar... Bence kitabın bu kadar yoğun kadın içeriğine hiç ihtiyacı yok ama dedik ya dönemi yansıtıyor. Orhan Kemal'in o muhteşem sıcak, insanı içine çeken anlatışı zaten malumunuz. Tavsiye eder miyim, neden olmasın? (:
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
10/10
·136 syf.··
2018 26. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2018 23:16
Toprak anayla konuşan Tolgonay ana... Evet o da bir ana; evlatlarını, kocasını savaşta kaybetmiş, toprağa tutunmuş bir ana. Öyle ki fedakarlığın ve kadının gücünün sembolü o. Başkahramanımız da kendisi. Kitap, savaşın kanlı ellerinde hayatta kalmaya çalışan insanların mücadelesi, geride kalanların bir yandan sefaletle bir yandan kara haber korkusuyla baş etme çabalarıyla harmanlanmış. Aynı zamanda az şeyle; toprakla ve ailesiyle ilgilenerek mutlu olunabileceği de vurgulanmış, tabi ki savaş gibi bir felâket başlarına gelene kadar. Yine de umutlarını yitirmeyip kalanlar birbirilerine sımsıkı sarılmışlar. Öyle ki savaşın etkileri üzerinden insanlara barışı telkin eden bir roman yazmış Aytmatov. İlk cümlelerinden itibaren insanı içine çeken bir kitaptan söz ediyoruz esasen. Bu kadar kısa sayfaya bu kadar yoğun anlatımı ve duyguyu sığdırmakla kalmamış yazar, her satırı tasvirleriyle yüreklere işleyecek biçimde doldurmuş. Yazarın kendi yaşadıklarının etkisiyle bu denli güzel kaleminin olduğu kanısındayım. Bir çırpıda okunan, büyük tesirler uyandıran bir kitap. Tavsiyemizdir :) Bu yolculuk için baş makinistimiz Okuma Delisi / Emir 'ne teşekkürler :)
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,8bin okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2018 20. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2018 22:00
İstanbul, Malatya, Ankara... Defalarca girip çıkıyor üstad, yılanlı kuyu dediği hapishaneye. Cinnet mustatili kitabında hapishane anılarına yer veriyor. Dört duvar arasında yaşadığı ruhî bunalımları anlatıyor. Öyle zor geçiyor ki zaman orada; o anlattıkça benim de ruhum bir mengeneye sıkıştırılıyor sanki... İstanbul'da güya hususi bir oda veriyorlar ancak burada yalnızlığa dayanması oldukça güç oluyor. "Allah'ım, bana tahammül ver yalnızlığa!" diye dualar ediyor. Zaten Allah'a sığınmasa, duaları ve gözyaşları olmasa sabretmesi çok zor belli ki. Karar veriyor: "Her sabah kalkınca, ilk işim, sabah namazından sonra, en yakın namaz borçlarımdan bütün bir günü kaza etmek olacak... Ondan sonra da içinde bulunduğum günün namazlarını kendi vakitlerinde eda etmeği ihmal etmiyeceğim." Ve daima namaz namaz namaz: "Boyuna namaz kılıyorum. Hayatta tek gayenin, secde ede ede alnını yaralamaktan başka bir şey olmadığını anlıyorum." Ruhî sıkıntıların yanında sağlık problemleri de var üstadın. Ankara'da bir revirde kalmasına müsaade ediliyor. Çeşit çeşit insanla... Zor geçiyor günler. Ama yalnızlıktan evla... Saniyeleri sayıyor üstad. Söylenilen zamandan daha fazla kalıyor o dört köşesi azap dolu dört duvar arasında. Sebep ne? Sadece Müslüman olması, Müslümanca yazması. Böyle bir zihne sahip şahsın hiçbir gerekçe gösteril(e)meden hapsedilmesi ne hallere girmesine sebep olur? Şöyle söylüyor üstad: "Ne hâller geçirdiğimi şundan anlayın ki, Hafız Abdülkadir'in giymem için bana verdiği terliklerin çivisi, evvela çoraplarımı sonra tabanlarımı delik deşik ettiği halde, hapishanenin kundura atölyesine kadar çıkıp onları vurduracak kuvveti aylarca kendimde bulamadım. Kan içinde tabanlarla aylarca cinnet mustatilinin üzerinde, gittim, geldim." Bu arada cinnet mustatili ne mi?: "Cinnet
Cinnet MustatiliNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20161,764 okunma
9/10
·408 syf.··
2018 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2018 22:10
"Peygamber-i Zîşan'ın şekline, şeytan giremez. Her gören, kendisinin ameli ve Peygamber'e intisabı nisbetinde görür. Görülen Resul-i Ekrem'dir. Onu amelinize göre görürsünüz." Kurucu'nun Efendimiz aleyhissalatü vesselamı gördüğü rüyaları beni çok etkiledi. O'na intisabı nispetinde defalarca görmesi bizlere ibrettir. İbret dolu, hikmet dolu yaşantıları görüyoruz biz bu kitaplar silsilesinde. Her hatıra bir iz bırakıyor okuyucuda. Bilhassa Kur'an'ın hayatlarındaki yeri, Allah aşkları, Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselama sevdaları her hatırada görülüyor... Dünyaya öyle dalmışız ki böyle kitaplar kendimize gelmemizi sağlıyor aslında. "UYAN... ALLAH'I AN... PEYGAMBER'E BAĞLAN..." diyor bir nevi. Ali Ulvi Kurucu, hatıralarıyla Kur'an'ın daha doğrusu dinî neşriyatın (sadece İslamî!) yasaklandığı dönemlere ışık tutuyor. Dayanamayıp memleketi terk eyleyen, Mekke-Medine'ye hicret eden pek çok şahsın yaşadıklarına şahid oluyoruz. Pek çok alimi okuyoruz her satırda... Hasanül Benna, Seyyid Kutub, Bediüzzaman Said Nursi, Mehmed Zâhid Kotku, Tahir Büyükkörükçü, Mehmed Akif Ersoy, Abdurrahman Gürses, Sadeddin Kaynak, Nureddin Topçu bunlardan yalnızca birkaçı...
Üstad Ali Ulvi Kurucu - Hatıralar 4M. Ertuğrul Düzdağ · Kaynak Yayınları · 2018325 okunma