Herkes ne çok yalan söylüyordu. Sürekli yalan söylüyorlardı. Karılarına, kocalarına, çocuklarına, akrabalarına, komşularına, patronlarına, çalışanlarına. Yakalandıkları zaman da utanmıyorlar, inkar ediyorlar ya da yeni bir yalan söylüyorlardı.
... kollarını kardeşinin narin kürekkemiklerinde kenetledi, toz kokan kısa saçlarını öptü.
Korkma, ben yanındayım dedi.
O da çocuktu, henüz dokuz yaşındaydı ama kendini dünyayı yutmuş gibi hissediyordu.
Tanıştıkları ilk ölümdü bu, sonra alıştılar.
"Her şeyleri var, niçin mesut değillermiş?"
"Çünkü başlarında saadet mefhumu diye, gaye diye hiçbir şey yok. Onlar saadetin ne olduğunu bilmiyorlar ki mesut olabilsinler. Saadet... Saadetin ne olduğunu daha kendi kendilerine tarif edememişler ki."