Kan ve Külden ~ #kitapyorumu
••"Ölüm, bazen en beklenmedik anda, bazen de onu beklerken ziyaret eden eski bir arkadaş gibidir."
Gerek yurt dışında yabancı okurlar gerek Türk okuyucular tarafından sürekli övülen, her yerde fan artlarını görüp bayıldığım ve merakla beklediğim bir kitap: Kan ve Külden.
Peki kitap bu beklentilerimi karşıladı mı? İşte o tartışılır.
Esas karakterimiz Penellaphe (Poppy) Balfour, seçilmiş bir kişi, bir Bakire. 19 yaşında Tanrılara verilmek üzere büyütülüyor, yüzünü belirli kişiler dışında kimse göremiyor ve diğer insanların rahatlıkla yapabildiği çoğu şeyleri yapmasına izin verilmiyor. Dolayısıyla Poppy doğru dürüst hayatını yaşayabilmiş değil, bu yüzden hayatını yaşamak için elinden geleni yapıyor. Bir de erkek karakterimiz Hawke Flynn var ki olağan üstü boyutta yakışıklı, güçlü, esas kızımızı korumak için hayatı pahasına yemin veren birisi.
Bu kadar detaylı anlattığıma göre tahmin edersiniz ki kitapta sevdiğim tek şey bu ikili oldu.
İlk eleştirmek istediğim şey kesinlikle kitabın kurgusu ve yazarın bunu bize aktarma şekli. Armentrout'un daha önce Lux serisini okumuştum, yani kalemine aşinayım. Kurguyu o kadar iyi yazamasa da karakterleri güzel yazdığını düşünüyorum. Ama Lux serisi ta ne zaman yazılmış, Kan ve Külden ne zaman? Keşke biraz gelişme gösterseydi... Bu kitapta daha ilk bölümdeyken sanki bir yaz dizisi izliyormuşuz ya da basit bir gençlik kitabı okuyormuşuz gibi her şey doğrudan bize aktarılıyor. Mesela: "Benim adım şu, ben şunlardanım, ben seçilmiş Bakire'yim, bu taraf iyi taraf bakın şunlar da kötü olan taraf, Karanlık Olan diye biri var her şey bunun başının altından çıkıyor, alın bu da kafanız karışsın diye dağ taş ovaların garip isimleri"
Yazar daha ilk bölümdeyken bunları doğrudan bize anlatmak yerine ilerleyen