Sırf yetersiz biri olduğum
düşüncesinde kaybolmamalıyım. Hâlâ bir şansa sahip değil miyim? Eksik de olsam iyilik yapıp, güzellikle konuşamaz mıyım? Hayal kırıklığına sebep olan ben de bazen, sadece bazen iyi bir insan olamaz mıyım? Böyle düşününce yeniden hayat buluyor, gelecek günler için sabırsızlanmaya başlıyorum.
Bir keresinde, roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir, o yüzden yaşamın içinden, sıradan insanları temsil ederler demiştin ya. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize
çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak
yaşıyoruz.
Trajikomik değil mi? Geçen bunca zaman sadece bu
saçma sapan hale düşeyim diye yaşanmış. Hayatımın böylesine
gülünç hale geleceğini asla tahmin edemezdim.
"İnsan en nihayetinde bir ada değil midir? Bir ada kadar tek
başına, bir ada kadar kimsesiz. Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor
beni. Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği
gibi, kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar."