İrade veya tutku gibi kelimelerin ne anlama geldiğini irdelememeye karar vermişti çünkü güvenmesi gerekenin, benliğini yönlendirmek adına sürekli tekrar ettiği bu kelimeler değil, kendi sağduyusu olduğunu anlamıştı.
"Seul' e bakın," dedi.
"Resmen nokta kadar. Ve biz bu noktanın içinde sıkış tepiş
yaşıyoruz. Gidemeseniz bile, görün, bilin: Dünya aslında bu kadar büyük bir yer."
İnsan niçin yaşadığını bilmezse, günü gününe yaşamakla kalıyor. Günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün, gene aynı hayat.