Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235. kuruluş yılı kutlu olsun. Türk Kara Ordusu'nun kuruluş tarihi uzun yıllar boyunca Yeniçeri Ocağı'nın teşkil edildiği 1363 yılı olarak kabul edilmişse de, bu yaklaşım başta H. Nihâl Atsız tarafından eleştirilmiştir. Atsız, Türk askerî teşkilâtının kökeninin Osmanlı Devleti ile sınırlandırılamayacağını, ilk teşkilâtlı Türk ordusunun MÖ 209 yılında Mete Han tarafından kurulduğunu ve sonraki bütün Türk ordularının bu askerî geleneğin devamı olduğunu savunmuştur. Aynı görüş daha sonra Yılmaz Öztuna tarafından da hem kaleme aldığı makalelerde savunulmuş, hem de tarihî delilleriyle birlikte Genelkurmay Başkanlığı'na sunulmuştur. Nihayet yapılan tarihî araştırmalar sonucunda Türk Silahlı Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri'nin kuruluş yılını MÖ 209 olarak kabul etmiştir. Bu değişiklik, Türk askerî tarihinin başlangıcını Osmanlı dönemiyle değil, Asya Hun Devleti'ne kadar uzanan tarihî süreklilik anlayışıyla ele alan yaklaşımın resmî düzeyde benimsendiğini göstermektedir. Genelkurmay Genel Sekreterliği Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Şubesi'nin; Milliyet Gazetesi'nin 10 Temmuz 1974 tarihli sayısında s. 6'da yayınlanan açıklaması şu şekildedir: "Yapılan tarihî araştırmalar sonucunda, Türk Kara Kuvvetlerinin 28 Haziran 1363 olarak kabul edilen kuruluş gününün değiştirilmesi uygun görülmüştür. "Tarihte bilinen ilk Türk devletinin Büyük Hun İmparatorluğu olduğu ve bu imparatorluğun ordu teşkilatının, MÖ 209 yılında tahta çıkan Mete Han tarafından en üstün düzeye çıkarıldığı gerçeği göz önüne alınarak, MÖ 209 yılı Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş yılı; Türk harp tarihinin ünlü zaferlerinin kazanıldığı 26 Ağustos günü de kuruluş günü olarak kabul edilmiştir." Ancak günümüzde kutlama tarihi yine eski uygulamadaki gibi 28 Haziran'da yapılmaktadır. Bu
O güne özel ölümü unuttum, filmin sonunu bir günlüğüne de olsa görmezden geldim; bir saat on beş dakikalık yol boyunca tadabileceğim lezzetlerin her birine saldırıyordum. Ekranda gördüğüm isimleri okudum tek tek: Monza, Seregno, Como Camerlata... İçinden geçip gittiğim ve "Bir daha ancak cebimdeki pasaportumla gezmeye gelirim," deyip de yine aynı motivasyonlarla yolumun kesişeceği Como S. Giovanni, Chiasso, Mendrisio, Paradiso ve son durağım Lugano. Mert Can Laçin
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Pek sevdiğim nitelikli ara öğünler ☕📖 Annemin Uyurgezer Geceleri 📖 s.70...📖
Bu sayfadan çıkamıyorum..
bazı kalpler sevmekten değil, toparlanamamaktan korkuyor. (s.73) Çok Zamanımız Varmış Gibi Ahmet Batman
Alıntı
İnsan yalnızca beynini geliştirip bedenini, duygularını ve insanlığını ihmal ederse, ilerlemiş olmaz; aksine eksik ve yozlaşmış bir varlığa dönüşür. “Geçmişin ve Geleceğin Taşıtları adını verdim buna,” dedi. Resmi Burlap’a uzattı. Çin mürekkebiyle çizildikten sonra, sulu boyayla işlenmiş, çok pırıl pırıl ve canlı bir resimdi bu. Acayip ve gülünç bir sürü canavar, görülmedik kıvraklıkta geniş bir S harfi biçiminde, kağıdın bir köşesinden, çaprazlama aşağı doğru yürüyorlardı. Sürünün en sonunda, tarihöncesi hayvanlar, dinozorlar, pterodaktiller, titanoteriumlar, diplodokuslar, iktiosoruslar, yüzüyor, yürüyor, ya da uçuyorlardı. Önde, insan biçiminde canavarlar vardı; kolu bacağı eksik, çeneleri ve boyunları birbirine girmiş çamurlu ve vıcık vıcık sümüklüböcekler gibi sürünen, bedensiz, koskocaman kafalı yaratıklar. Bu canavar yüzlerinin çoğu, ünlü çağdaşların yüzleriydi. Burlap, kalabalığın içinde bazılarını tanıdı: J. J. Thomson, Lord Edward Tantamount… Kertenkele soyu, bedenleri fazla büyük, kafaları da fazla küçük olduğu için tükendi… Peki ama, bir de kafaları fazla büyük olanlar var; onlar ne olacak? Kafaları ve beyinleri fazla ağır geldiği için, herhangi bir diplodokus kadar hantal ve biçimsiz olduklarını unutuyorlar şu aptallar. Beyinleri yaşasın diye, bedenin ve duyguların yaşantısına kıyıyorlar. Aldous Huxley Ses Sese Karşı