Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.853
Gösterim
Adı:
Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750816987
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yeni öykücülüğümüze hatırı sayılır bir katkı olarak da görüp okunabilecek bir ilk kitap!

Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler bir ilk kitap... Olgun bir dille, dipdiri öyküler kotarıyor Yalçın Tosun. İnsana, dünyaya, çevresine, dahası kendi içine eğilip bakma gözü pekliğini gösterirken dostluğu, sevgiyi, mutluluk arayışını da hüzünle dillendiriyor. Dile gelmeyen, onun kaleminde incelikli bir kurguyla, alttan alta duyuruluyor. 

Bu kitabı, yeni öykücülüğümüze hatırı sayılır bir katkı olarak da görüp okumalı.

Kamyonetin bıraktığı toz dumanı çöküp her şey eski haline büründüğünde, hâlâ yolun başında duran iki küçük çocuğun ceplerinden, unutmabeni çiçeklerinden örülmüş birbirinden habersiz iki kolye sahibini bulamamanın verdiği hüzünle öylece sarkıyor.
88 syf.
Enfes bir öykü kitabı okudum. İlk tanışma kitabım ne kadar isabetli oldu bilmiyorum yazar hakkında çok bir bilgim yoktu çünkü. Kitap raflarını gezerken araya sıkışmış, kalmış aslında aklımda olmayan ve listeme dahil etmeyi düşünmediğim bir kitaptı. Zamansız ama tam zamanında okuduğum bir kitap oldu.
Dili akıcı, olay örgüsü ve kurgusu muazzam. Kusurları bile kusursuz gibi gösteren akış içinde aslında basit yaşamların, günlük hayatta başımıza gelecek olayların ve dışarıdan dinlediğiniz üçüncü şahısların iç dünyasında yolculuk yapıyorsunuz.

Muazzam olan şeylerde basitlik ararım. Basit olan bir şeylerin bilinçli bir yanı olduğuna inanıyorum.

Öyküler birbirinden her ne kadar farklı olsa bile konular benzerlik gösteriyor. Üstelik başlıklar farklı ama yaşanılanlar aynı gibi hissediyorsunuz.

Duygu skalasını ölçmeyi dozunda ayarlayan bir kalem. Duyguların ölçüsü, öyküleri okurken sizi ne sıkıyor ne gevşek bırakıyor.

Kitabın ismi ile öykülerin birleşimi tesadüften daha fazla mesajı içinde barındırıyor. Kişilerin isimleri ve hayatları farklı olsa bile bu karakterler köken olarak aile üzerine temellendirilmiş. Bulunduğum nokta nesne ilişkileri ekolüne götürdü beni. Öykülere; karakterlerin iç diyalogları yoğun suçluluk ve giderilmeyen sevgi açlığı, öfke, nefret ve kıskançlık ile yansıtılmış biraz da pişmanlık. Çok fazla şiddet ve saplantı var. Şiddet dediysem insanın içindeki şiddetten bahsediyorum. Bir insan fazlasıyla farkında olarak bile kendisine şiddet uygulamış sayılır. Karakterlerin saplantıları bile hayalkırıklığı ile paralel gidiyor.

Klein'e göre, çocuğun ilk nesne ilişkisi -anne memesi ve anneyle olan ilişkisini- kapsar ve bunun üzerinde durmuştur.
Çünkü yaşamın ilk yılları ve çocuklukta kurulan ilişki yaşanılacak yıllar için bir temeldir. Temel sağlam değilse eğer Klein "İlk nesnenin sağlam zemine oturtulamamış ve başarısızlığa uğramış olması karakter değişimlerine değil karakter bozulmasına yol açar" diyor.

Öykülerde bulunan bütün karakterlerde gerçekdışı bir bilinçlilik hali vardı. Travma, cinsel istismar, şiddet, oidipus kompleksi, cinsel yönelimler, ait olmadığını hissettiği beden de yaşadığını düşünen karakterler, saplantı, haz ve doyumun mahrumiyeti, tecavüz, umutsuzluk, aleksitimik özellikler ve yoğun bir karamsarlık ile perçinlenen duygu transferleri, kopuk aile ilişkileri, aldatma her şey mevcut öykülerde.


Bundan sonrası tamamen duygusal!!!
Eser miktarda spoiler içerir.
Anne, baba ve diğer ölümcül şeyler...
Ölümcül olan şeyler için herhangi bir şeye tanımlama getirme zorunluluğu mu var? Zihin yoran her şey ölümcüldür. Fazlasıyla bilinçlendirir, bilinçlilik hâli artıkça doyumsuzluk da artar. Geçmiş insanın bilinçlilik hâli olmadan bilinçsizce yakasına yapışan gerçeğidir. Her zaman tam bir bilince sahip olsaydık her şey durağan ve merak uyandırmayan bir şekilde ilerlerdi. Bilinçdışı kavramı bizim için var olmazdı. Bazen geçmiş dediğimiz şeyi kendi yasımızı tutabileceğimiz bir ölüme benzetebiliriz. Farkındasınızdır ve sınırınız yoktur. Düşüncelerin iç merkezden dış merkeze filtre kullanmadan ölümcül şekilde yayılması gibi. Bu yüzden her insan kendi geçmişinin yasını tutmalıdır. Bazı insanları en azından içimizden bir kez öldürmek geçmiştir yoksa sizin hiç geçmedi mi? En anormal olan sizsiniz o hâlde..
"Babamın çocuğunu doğurdum." ilk canlanışını hissettiğim zaman rahmimin içinde "bakarız çaresine" dedi babam. Kaçmam gerekti sahi bir yerden başka bir yere kaçarken ruhumuzu ve içimizdeki düşünceleri ve hislerimizi ve yaşadıklarımızı da terkedebiliyor muyuz? Lütfen olsun biliyorum olmaz ama olsun. "Ben babamın çocuğunu doğuracağım." Gerçek mi gerçek değil mi? Galiba bilincimi yitirdim bir zamanda ve kırıldı kristal parçalar içimde. Yani şimdi ben kardeşimi mi doğurdum? Alın size bilinçsiz bir bilinçlilik hâli.. Herkesin kaçtığı bazılarının o kapana sıkıştığı bilinçli bir bilinçsizlik.
Ölümünü kıskandığım şeyler de oldu hatta insan cansız nesnelerin eskimesini canlı nesnelerin çürümesini, bozulmasını en sonunda ölmesini kıskanır mı? Ölen her şeyi kıskandım. İçimde ölen şeyler vardı elbet ama onlar ölmesini istemediğim şeylerdi.
İçinde mutlu aile fotoğraflarını barındıran kitaplardan, hayatlardan ve adınızın sonuna "-cim" eki yerleştiren kişilerden nefret ettiğiniz oldu mu? Benim oldu biraz fazla intikam duygusuyla yaşadım sonra zeminimi kaybettim çok kaygandı.

Hayat bir müsveddesi daha olan ayrı bedenlerde aynı şekilde yaşamaya çalışılan zamandır. Siz hiç kendinize benzeyen insanlar gördünüz mü? Rüyanızda sizinle konuşan sizin bir benzeriniz olan çocukluğunuza döndünüz mü? Ben döndüm annem oradaydı. Babam alkolikti her zaman ki gibi geberesiye zıkkınlanıyordu. Çocuktum ama ben değildim benzerimdi.

Zaten ben ellerin güzelliğine kandım kaçtım kocaya. Böyle başladı annemle sessiz savaşlarımız. Ayrıntılarla delirdim. Bağırabilseydim eğer küçük bir kız çocuğu olacaktım annem sevecekti beni. Sonra saplandım kaldım kaldığım yer de. Hayat ile insanlar arasına sıkıştım kaldım.

Kendinden üçüncü şahısmış gibi bahsedenler sadece aptal değil aynı zamanda korkaktırlar. Başkalarının hayatına iskelet olmak desteksiz kalmak demektir.
İyi, kötü ve ölümcül şeyler.

Öykü türünde çok okumam yok lakin sayfa sayısı az olmasına rağmen en yoğun öyküleri okuduğum bir kitap oldu.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yazar 2011 Notre Dame de Sion edebiyat ödülü almış. İyi olmuş. Az bile almış. Şimdi yazarımız başka bir topraktan doğsaydı eğer, ülkemizde ne de fazla hatrı sayılırdı. Sadece hatrı mı sayılırdı? Adı sayıklanırdı.
Yalçın Tosun' un , öykü kitabı. Şu, "ịbn.e" kelimesini kullanan yazarı anlamak; sadece ịbn.eden dolayı değil de kalemi için de hani, günümüz edebiyat çevrelerince kabul görmesi cesaret istermiş sanki. Oysa ki biz Müren' leri baştacı etmiştik, darbesiz on yıla uyanmaya alışık olmayan çocuklarla...

Keyifli okumalar~ 10/10
88 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yalçın Tosun'u ilk kez okudum. Bu kitabın kıvamının, dilinin, öykülerinin, atmosferinin birbirine çok uymuş, tam tadını bulmuş bir eser olduğunu düşünüyorum açıkçası. Yalçın Tosun'un hikâyelerindeki karakterler istismarlarla dolu hayatlarının ortasında durup bize bakıyorlar. Bazı hikâyeler muhteşem bir seviyeye ulaştığındaysa zihnimize resimler kazınıyor; sanki kurgulanmış, bir yazarın zihninden kağıda dökülmüş edebiyat kelimeleri değil de hayatın kendisinden gelip kağıtlar arasında hikâyelerde yaşamaya başlamış yaralı, ezilmiş, yaşadığı hayatın ağırlığıyla kamburuyla dolaşan insanlar tanıyoruz. Edebiyatın güzelliğini insana hatırlatan, yakıcı, çok acı bir şey bu kitap. Murat Özyaşar'ın insanı afallatan Ayna Çarpması adlı kitabından sonra Yalçın Tosun'un bu kitabını da 2018'in güzel edebiyat listesine ekliyorum. Okumayan herkese öneririm.
88 syf.
·7/10
Aldanmışlıklar, aldatılmışlıklar, yaşanmamışlıklar, yok etmeler, sevgiden nasibini almamış en yakınındaki ruhlar, Tosun'un satırlarından merhaba diyorlar. İnsanın içini cız ettiren ve aynı zamanda haline bin şükrettiren bir kitap..
88 syf.
·9/10
En kutsal ve masum kavramların nasıl bir kabusa dönüştüğünün kısa anlatımları. Kitaptaki öykülerin çoğu tecavüz, aldatma, eşcinsellik ekseninde kurulmuş. Yazarın dili çok sade ve anlaşılır ama anlattığı meselelerin içinden çıkmak biraz düşündürüp zorluyor sizi. Tavsiye ederim.
88 syf.
·2 günde·10/10
Yalçın Tosun'a merhaba dediğim kitap.
Sayfa sayısı az olmasına rağmen sindire sindire okumam gerekti. Her öyküden sonra aklımın koordinatları aşmasına sebep oldu kelimeleri. Öykü sevdiğim için belki de bilmiyorum ama içim ısındı yazara.
Lakin kelimeleri kullanımını, sadeliğini, hüznü öyle duru ifade edişini kim okusa fark eder diye düşünüyorum.
'Parkta' öyküsü bu kitaptaki çiçeğim.
88 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bu kadar güçlü hikayelerin nasıl yaratıldığına gerçekten hayret ediyorum. Her öykü kocaman bir roman çıkacak kadar zengin... Okumamış öykü severler varsa bir yere adını not etsin Yalçın Tosun'un.
88 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Vaktim olsaydı daha kısa sürede tamamlardım... Yazarın ilk kitabı, 2009’da yayınlanmış. Tesadüftür ki benim de okuduğum ilk kitabı. İçinde aileyle bağlantılı olan ve her biri derinden etkileyen 13 öykü var. Öykü seven bir okuyucu olarak yazarın dilini, kullandığı unsurları çok beğendim. Zaten aile ile ilgili olması insanı daha çok etkiliyor... Her bir öyküde altını çizecek o kadar cümle buldum ki.. İlk üç öykü başlı başına yapıt niteliğinde.
Okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen Yalçın Tosun en sevdiğim yazarlardan biri olacağına eminim.. Külliyatını yapacağım mutlaka ️
88 syf.
·Beğendi·9/10
güzel,hüzünlü öyküler,çok güçlü,incelikli bir dil.öyküler arasında psikolojik bir seyahata çıkmış gibi hissettiriyor. aterina kitabın ilk öyküsü,gümüş balığı demekmiş aterina,tınısı hüzünlü bir şarkı gibi sanki.belki de hikaye yüzünden öyle geliyor,bilemedim,ama çok güzel.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çok güzel ve farklı bir kalem. İlk defa okuduğum bir yazar ve bu öykü kitabını okuduğunuzda anlıyorsunuz neden Notre Dame de Dion Edebiyat Ödülünü bu ilk kitabı ile aldığını.
Kesinlikle tavsiyemdir
Keyifle Okuyun.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kalemine vurgun olduğum yazar Ayfer Tunç sayesinde tanıştım Yalçın Tosun'la. Bir röportajda tavsiye ettiği yeni dönem öykücülerinden biriydi çünkü Tosun. İlk kitap olan "Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler" isimli öykü kitabından başladım, yazarın yazarlık serüveninin seyrini takip edebilmek için.
16 öyküden oluşan bu kitabın içeriğiyle ilgili adından yola çıkarak yorum yapılabilir. Zira bütün başlıklar düz bir mantığa işaret ediyor. Ve bu benim hoşuma gitti. Kısa ve öz dedikleri bu işte.
Hikayelerin bazıları rahatsız edici, üzücü, yıkıcı. Hele de anne - baba ve diğerleri tarafından zarara uğratılan çocukların hikayeleri.
Yalçın Tosun'un dili de hikayelerine koyduğu başlıklar gibi duru. Anlatmak istediğini dolandırmadan anlatıyor. Öyküseverler için iyi bir seçim Yalçın Tosun. Yazarın hayal gücüne değmek isterseniz tavsiyemdir.
88 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Merhaba;
normal şartlarda çok kısa surede, bir kac saat de bitecek bir kitap. Bende biraz uzun sürdü. Çünkü öyle kolay kolay bir öyküden diğerine geçiş yapamıyorsunuz.
Toplamda 13 tane öykü var ve her birinden sonra kitabı kapatıp düşünmek, empati kurmak ve biraz sindirmek ihtiyacı hissediyorsunuz.
Her birinin kendine has konuları olan ve aslında her birinden kendi başına bir öykü kitabı çikacak hikayelerdi.
Fakat sonlara yaklaştıkca bu kadar trajedi okmak artık beni biraz yormuştu. Öykü okumaktan hoşlanıyorsanız sevebilirsiniz, fakat ben bir romanın içinde kaybolmayı daha çok seviyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Kitapla ilgili daha ayrintılı yorumum kanalda olacak.
Dilerseniz o zamana kadar başka bir videoma göz atabilirsiniz.

https://youtu.be/yssnBmM3h6c
Ve gider...
Gülüşüyle gider, dişleriyle gider, boyuyla posuyla, siyah saçlarıyla gider. Gelmemişçesine ve gelmemesine gider.
O zamanlar kıskandıklarını açık açık söylemezdi insanlar. Şimdilerde moda oldu. Kötülüğün bile bir edebi vardı yani.
Yalçın Tosun
Sayfa 28 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750816987
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yeni öykücülüğümüze hatırı sayılır bir katkı olarak da görüp okunabilecek bir ilk kitap!

Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler bir ilk kitap... Olgun bir dille, dipdiri öyküler kotarıyor Yalçın Tosun. İnsana, dünyaya, çevresine, dahası kendi içine eğilip bakma gözü pekliğini gösterirken dostluğu, sevgiyi, mutluluk arayışını da hüzünle dillendiriyor. Dile gelmeyen, onun kaleminde incelikli bir kurguyla, alttan alta duyuruluyor. 

Bu kitabı, yeni öykücülüğümüze hatırı sayılır bir katkı olarak da görüp okumalı.

Kamyonetin bıraktığı toz dumanı çöküp her şey eski haline büründüğünde, hâlâ yolun başında duran iki küçük çocuğun ceplerinden, unutmabeni çiçeklerinden örülmüş birbirinden habersiz iki kolye sahibini bulamamanın verdiği hüzünle öylece sarkıyor.

Kitabı okuyanlar 245 okur

  • Hridayākāş
  • Gürbüz Deniz
  • Elif Aygün
  • Chandler Bing
  • Öznur
  • Özlem
  • Kronik Kitapkolik
  • sıla
  • yerkuşağı
  • Yufka Yürek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%37.3
35-44 Yaş
%15.7
45-54 Yaş
%3.9
55-64 Yaş
%3.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.7
Erkek
%21.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.5 (20)
9
%26.3 (30)
8
%24.6 (28)
7
%15.8 (18)
6
%6.1 (7)
5
%6.1 (7)
4
%0
3
%1.8 (2)
2
%1.8 (2)
1
%0