𝗛𝗲𝗿 ş𝗲𝘆 𝗯𝗶𝗿 ö𝗹ü𝗺𝗹𝗲 𝗯𝗮ş𝗹𝗮𝗺ış𝘁ı, ö𝗹ü𝗺ü 𝗻𝗲𝗳𝗿𝗲𝘁 𝘁𝗮𝗸𝗶𝗽 𝗲𝘁𝗺𝗶ş, 𝗻𝗲𝗳𝗿𝗲𝘁 𝗯ü𝘆ü𝘆𝗲𝗿𝗲𝗸 𝗶𝗻𝘁𝗶𝗸𝗮𝗺ı 𝘃𝗮𝗿 𝗲𝘁𝗺𝗶ş𝘁𝗶 𝘃𝗲 𝘀𝗼𝗻𝘂𝗻𝗱𝗮 𝗮ş𝗸, 𝗵𝗲𝗿 ş𝗲𝘆𝗶 𝗮𝗹𝗮ş𝗮ğı 𝗲𝘁𝗺𝗶ş𝘁𝗶.
━━━━━━━
Dördüncü ve final kitabını bitirdim. Sıcağı sıcağına inceleme yazmaya karar verdim. Aslında bu yazı biraz da tüm serinin genel bir değerlendirmesi gibi olacak.
Öncelikle daha önce de söylediğim gibi, oldukça karamsar, karanlık ve melankolik bir hikâyeydi. Kitap bir ölümle başlıyor; karakterler intikam adı altında bir araya geliyor ve süreç boyunca yapmadıkları şey kalmıyor.
Bu seriyi bitirmekte neden bu kadar ısrarcı olduğumu ben de tam olarak bilmiyorum. Sanırım bu yıl en çok okuduğum yazarlardan biri Binnur Nîgiz olacak. Başlangıçta sadece "İçinde Bir Sen" kitabını bitirmeyi düşünüyordum fakat o seri tamamlanmadığı için bu seriyle devam etme kararı aldım. Daha önce okuduğum ve yarım bıraktığım bir seriydi.
Zaman geçtikçe insan da değişiyor. Eskiden bana pek hitap etmeyen bu yazım dilini, betimlemeleri ve karakterlerin zihin dünyalarına bu denli sızmayı sevdiğimi fark ettim. Tabii bu her bölüm için geçerli değil; bazı yerlerde gerçekten katlanmakta zorlandığım, fazlasıyla uzun ve yorucu betimlemeler vardı.
Şimdi gelelim kitaptaki bazı olaylar hakkındaki düşüncelerime.
Katil ve yardımcısı konusunda Ogün ve İrem'den şüphelenmiştim fakat tahminlerimden sadece biri doğru çıktı. Ceyda'nın işin içinde olmasını ise hiç beklemiyordum.
Lavin'in Ceyda'yı öldürmesini anlamadım ve sanırım hiçbir zaman anlayamayacağım. Çünkü kitap boyunca en sevmediğim şeylerden biri, karakterlerin yaptıkları her şeyi "Bizim acımız var, Kardelen böyle olmasını isterdi." düşüncesiyle meşrulaştırmaları ve birbirlerini bununla avutmalarıydı.
Buna rağmen karakterlerin gösterdiği değişimi sevdim. Yazarın bu gelişimi okuyucuya yansıtma konusunda başarılı